Gerçeğe ulaşmak, insanın en temel arzularından biridir. İnsan, var olduğu andan itibaren kendini ve çevresini tanımak, anlamak ve açıklamak ister. İnsan, varlığının nedenini, amacını ve sonunu bilmek ister. İnsan, hayatının değerini, anlamını ve mutluluğunu bulmak ister.
Gerçeğe ulaşmak için ise soru sormak, araştırmak ve bunun sürekli bir düşünce eylemi olması gerekir. Çünkü gerçek, sabit ve değişmez bir şey değil, sürekli aranan ve gelişen bir şeydir. Gerçek, duyularımızla algıladığımız ya da akıl yürüttüğümüz şeylerden ibaret değil, daha derin ve geniş bir şeydir. Gerçek, alışkanlıklarımızın ya da önyargılarımızın belirlediği şeylerden bağımsız, objektif ve evrensel bir şeydir.
Soru sormak, gerçeğe ulaşmanın ilk adımıdır. Soru sormak, insanın merakını uyandırır, bilgisini arttırır, düşüncesini geliştirir. Soru sormak, insanın kendini ve çevresini sorgulamasını sağlar, bilinenleri eleştirmesini sağlar, yeni olanları keşfetmesini sağlar. Soru sormak, insanın gerçeği aramasına yol açar.
Araştırmak, gerçeğe ulaşmanın ikinci adımıdır. Araştırmak, insanın sorularına cevap aramasıdır. Araştırmak, insanın bilgi kaynaklarını kullanmasıdır. Araştırmak, insanın mantıklı ve sistematik bir yöntem izlemesidir. Araştırmak, insanın gerçeği bulmasına yardımcı olur.
Bunun sürekli bir düşünce eylemi olması ise gerçeğe ulaşmanın son adımıdır. Sürekli bir düşünce eylemi olmak, insanın gerçeği elde ettiğini sanmamasıdır. Sürekli bir düşünce eylemi olmak, insanın her zaman yeni sorular sormasıdır. Sürekli bir düşünce eylemi olmak, insanın her zaman yeni araştırmalar yapmasıdır. Sürekli bir düşünce eylemi olmak, insanın gerçeği geliştirmesine katkıda bulunur.
Bu şekilde bakınca soru sormanın, araştırmanın ve bunun sürekli bir düşünce eylemi olmasının insan yaşamı açısından çok önemli olduğunu görebiliriz. Çünkü bu sayede insan hem kendisini hem de çevresini daha iyi tanır, anlar ve açıklar. Hem hayatının nedenini, amacını ve sonunu bilir hem de hayatının değerini, anlamını ve mutluluğunu bulur.