Ağıt söyleme, Türk toplumunun geleneksel kültürünün bir parçasıdır. Ağıtlar, sevgili birini kaybetmenin acısını, ölümün kaçınılmazlığını, hayatın zorluklarını ve insanın duygularını dile getirir. Ben de çevremde duyduğum bazı ağıtları sizinle paylaşmak istiyorum. Belki siz de bu ağıtları biliyorsunuzdur.
-
Bir ağıt da Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen askerler için söylenmiştir. Bu ağıtta, annenin oğlunu arayışı, yüreğindeki sızı ve vatan sevgisi anlatılır:
Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez Al kan olmuş suları bir tas içilmez Of gençliğim eyvah
Analar babalar ümidi kesmiş Ciğerler yanıyor dumansız kesilmez Of gençliğim eyvah
-
Bir başka ağıt da Erzurum yöresinden gelmektedir. Bu ağıtta, kızın gelin olup evden ayrılmasının verdiği hüzün, anne ve babanın kızlarına olan özlemi ve nasihatleri dile getirilir:
Gelin olmuş gidiyorsun yavrum Yüreğim yanıyor durmuyor yavrum Aman aman yavrum
Gittiğin yerde bizi unutma yavrum Yeni anana babana saygı göster yavrum Aman aman yavrum
Biz seni büyüttük emek verdik yavrum Sen de bize torunlar ver sevindir yavrum Aman aman yavrum
-
Son olarak, bir de Van yöresinden bir ağıt paylaşmak istiyorum. Bu ağıtta, 2011 yılında meydana gelen depremde hayatını kaybedenler için yakılmıştır. Bu ağıtta, depremin yarattığı korku, acı ve çaresizlik ifade edilir:
Van’ın bağlarına deprem indi Evler yıkıldı insanlar öldü Ah canım Van’ım ah
Analar babalar çocuklarını aradı Kimisi buldu kimisi bulamadı Ah canım Van’ım ah
Allah’ım sen bize yardım et Bu felaketten bizi kurtar Ah canım Van’ım ah