Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle çeşitli medeniyetlerle kültür alışverişi olmuş, İslam dininin esasları öğrenilmiş ve dilimize yeni kelimeler girmiştir.
Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte, Türk kültürü ve tarihi önemli bir dönüm noktasına gelmiştir. Türkler, İslam dinini benimseyerek hem inanç hem de yaşam biçimi olarak büyük bir değişime uğramışlardır. Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce Tengricilik inancına sahiptiler. Tengricilik, gök tanrıya inanan ve doğa ile uyumlu bir yaşam sürdüren bir din idi. Türkler, Tengricilik döneminde de çeşitli devletler kurmuş ve farklı kültürlerle etkileşim içinde olmuşlardır. Ancak İslamiyet’in kabulü ile birlikte, Türkler daha geniş bir coğrafyaya yayılmış ve daha çok medeniyetle kültür alışverişinde bulunmuşlardır.
İslamiyet’in kabulü ile birlikte, Türkler İslam dininin esaslarını öğrenmiş ve bu esaslara göre yaşamaya başlamışlardır. Türkler, İslam dininin beş şartını yerine getirmiş, namaz kılmış, oruç tutmuş, zekat vermiş, hacca gitmiş ve kelime-i şehadet getirmişlerdir. Türkler, İslam dininin ahlaki değerlerini benimsemiş, sevgi, hoşgörü, adalet, merhamet gibi erdemleri hayatlarında uygulamışlardır. Türkler, İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i okumuş ve anlamaya çalışmışlardır. Türkler, İslam dininin peygamberi olan Hz. Muhammed’i örnek almış ve onun sünnetine uygun davranmışlardır.
İslamiyet’in kabulü ile birlikte, Türk dilinde de önemli değişiklikler olmuştur. Türk diline yeni kelimeler girmiş ve dil zenginleşmiştir. Bu yeni kelimelerin çoğu Arapça ve Farsça kökenlidir. Örneğin, namaz, oruç, zekat, hac gibi kelimeler Arapça; şeriat, mevlit, mesnevi gibi kelimeler Farsçadır. Ayrıca Türk dilinde yeni edebi türler ortaya çıkmıştır. Örneğin, tevhid, münacaat, naat gibi dini şiir türleri; siyer, menakıb, hilye gibi dini nesir türleri gelişmiştir. Türk dilinde ayrıca yeni alfabeler kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin, Uygur alfabesi yerine Arap alfabesi kullanılmıştır.