Varlık, genel olarak var olan her şeyi ifade eder. Varlığın yapısı, niteliği, kaynağı, amacı ve sonu gibi sorular felsefe, bilim, din ve sanat gibi pek çok alanda tartışılan konulardır. Felsefede varlık hiyerarşisi, varlığın farklı düzeyler veya katmanlar içerdiğini ve bunların arasında bir sıralama veya derecelendirme olduğunu savunan bir görüştür. Varlık hiyerarşisi fikri, özellikle Antik Yunan felsefesinde önemli bir rol oynamıştır. Örneğin, Aristoteles’e göre varlık hiyerarşisi şöyledir:
-
En aşağı basamakta salt madde bulunur. Salt madde, biçimsiz, belirsiz ve potansiyel olarak var olandır.
-
Bir üst basamakta bitkiler bulunur. Bitkiler, beslenme ve büyüme gibi canlılık özellikleri taşırlar. Bitkilerin salt maddenin üzerine kazandığı biçim, onların özüdür.
-
Bir üst basamakta hayvanlar bulunur. Hayvanlar, duyu ve hareket gibi canlılık özellikleri taşırlar. Hayvanların bitkilerin üzerine kazandığı biçim, onların özüdür.
-
En üst basamakta insanlar bulunur. İnsanlar, düşünme ve akıl yürütme gibi canlılık özellikleri taşırlar. İnsanların hayvanların üzerine kazandığı biçim, onların özüdür.
Aristoteles’in varlık hiyerarşisi, varlığın maddi ve biçimsel yönlerini birlikte düşünür. Varlığın maddi yönü, onun ne olduğunu; biçimsel yönü ise onun nasıl olduğunu belirler. Varlığın maddi yönü değişken ve bozulabilir; biçimsel yönü ise sabit ve bozulmazdır. Varlığın maddi yönü potansiyel; biçimsel yönü ise gerçek olarak tanımlanır. Varlığın maddi yönü zorunluluk; biçimsel yönü ise özgürlük ile ilişkilendirilir.
Size göre varlık hiyerarşik bir yapıya sahip midir sorusuna benim cevabım hayır olacaktır. Çünkü ben varlığın farklı düzeyler veya katmanlar içerdiğini kabul etsem de, bunların arasında bir sıralama veya derecelendirme yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Varlık hiyerarşisi fikri, bana göre, bazı sorunlar içeriyor. Örneğin:
-
Varlık hiyerarşisi fikri, varlığı tek bir ilke veya özden oluşan bir bütün olarak kabul etmeyen felsefeciler tarafından da eleştirilmiştir. Örneğin, Spinoza’ya göre varlık tek bir ilke veya özden oluşan bir bütündür ve bu ilke Tanrı’dır. Spinoza’ya göre Tanrı’nın sonsuz sayıda niteliği vardır ve bunlardan sadece iki tanesi bizim tarafımızdan bilinebilir: uzam ve düşünce. Spinoza’ya göre uzam ve düşünce arasında bir hiyerarşi yoktur; her ikisi de Tanrı’nın eşit nitelikleridir. Spinoza’ya göre varlık hiyerarşi değil; ama monizm olarak anlaşılmalıdır.
-
Varlık hiyerarşisi fikri, varlığı araştırmanın sadece mantık veya deneyim yoluyla değil, ama fenomenolojik bir yöntemle yapılması gerektiğini savunan felsefeciler tarafından da eleştirilmiştir. Örneğin, Husserl’e göre varlık fenomenler olarak anlaşılmalıdır ve fenomenler var olandan yola çıkarak varlığın hakikatini ortaya çıkarmayı amaçlayan bir yöntemle incelenmelidir. Husserl’e göre fenomenler arasında bir hiyerarşi yoktur; her fenomen kendi içinde anlamlıdır ve diğer fenomenlerle ilişkili olarak anlaşılabilir. Husserl’e göre varlık hiyerarşi değil; ama fenomenoloji olarak anlaşılmalıdır.
Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi varlık hiyerarşisi fikri, felsefede tartışmalı bir konudur ve farklı felsefeciler tarafından farklı şekillerde ele alınmıştır. Benim kişisel görüşüm, varlığın hiyerarşik bir yapıya sahip olmadığı yönündedir. Varlığın çeşitliliğini ve karmaşıklığını vurgulamak isterim. Varlığı tek bir ilke veya özden oluşan bir bütün olarak kabul etmediğim gibi, varlığın farklı düzeyler veya katmanlar arasında bir sıralama veya derecelendirme yapmanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Varlığı anlamak için, varlığın hem maddi hem de biçimsel yönlerini, hem zorunluluk hem de özgürlük yönlerini, hem potansiyel hem de gerçek yönlerini göz önünde bulundurmak gerekir. Varlığı anlamak için, varlığın hem mantık hem de deneyim yoluyla, hem de fenomenolojik bir yöntemle araştırılması gerekir. Varlığı anlamak için, varlığın hem kendisiyle hem de diğerleriyle olan ilişkisini dikkate almak gerekir.