Türkünün sözleri, dünyaya gelen bir yolcunun, varlığın sırrını aradığını ve bu sırada hayatın anlamını, ölümü, aşkı, yaratıcıyı ve kaderi sorguladığını anlatmaktadır. Varlık felsefesi ise, var olan her şeyin niteliğini, kaynağını, sınırlarını ve sonucunu araştıran felsefi disiplindir. Varlık felsefesi, varlık ya da varoluş ile bunların temel kategorilerinin araştırılmasıdır.
Türkünün sözlerini varlık felsefesi açısından değerlendirdiğimizde, şu yorumları yapabiliriz:
-
Türküde, varlığın hem maddi hem de ruhsal yönleri vurgulanmaktadır. Maddi yönü, dünyaya gelen yolcu, hayvanlar, bitkiler, madde gibi somut varlıkları ifade ederken; ruhsal yönü, hayat, ölüm, aşk, Hak, kader gibi soyut kavramları ifade eder. Türküde, maddi ve ruhsal yönler arasında bir ilişki kurulmaktadır. Örneğin, “Vücut ölür ama uruhlar ölmez” dizesinde maddi olanın geçici, ruhsal olanın kalıcı olduğu belirtilmektedir. “Ana Hak’tır, sen bu sırra erdin mi?” dizesinde ise maddi olanın ruhsal olanın bir ürünü olduğu ima edilmektedir.
-
Türküde, varlığın hem zorunluluk hem de özgürlük yönleri vurgulanmaktadır. Zorunluluk yönü, insanın doğumundan ölümüne kadar yaşadığı kaçınılmaz olayları ifade ederken; özgürlük yönü, insanın kendi iradesiyle seçim yapabildiği durumları ifade eder. Türküde, zorunluluk ve özgürlük yönleri arasında bir gerilim kurulmaktadır. Örneğin, “Vâde tekmil olup ömrün dolmadan / Emanetçi emanetin almadan / Ömrünün bağının gülü solmadan / Varıp bir canâna ikrar verdin mi?” dizesinde insanın hayatının sona ereceği zorunluluğu karşısında aşk gibi bir özgürlük alanı aradığı anlatılmaktadır. “Garip Bülbül gibi feryat ederiz / Cehalet elinden küsm-ü kederiz / Hep yolcuyuz; böyle gelir gideriz / Dünya senin vatanın mı yurdun mu?” dizesinde ise insanın dünyada kalıcı olmadığı zorunluluğu karşısında dünyaya bağlanmamak gerektiği önerilmektedir.
-
Türküde, varlığın hem potansiyel hem de gerçek yönleri vurgulanmaktadır. Potansiyel yönü, insanın henüz gerçekleştiremediği ama gerçekleştirmeye gücü yeten olasılıkları ifade ederken; gerçek yönü, insanın gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmekte olduğu eylemleri ifade eder. Türküde, potansiyel ve gerçek yönler arasında bir uyum kurulmaya çalışılmaktadır. Örneğin, “Bir anadan dünyaya gelen yolcu / Görünce, dünyaya gönül verdin mi?” dizesinde insanın dünyaya gelmesi gerçek bir olay iken, dünyaya gönül vermesi potansiyel bir olasılıktır. “İnsandan doğanlar, insan olurlar / Hayvandan doğanlar, hayvan olurlar / Hepisi de bu dünyaya gelirler / Ana Hak’tır, sen bu sırra erdin mi?” dizesinde ise insanın ve hayvanın doğması gerçek bir olay iken, Hak’ın sırrına ermesi potansiyel bir olasılıktır.