Aristoteles’in “Metafizik” adlı eserinin giriş cümlesi olan “Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler.” anlayışını sorgulayınız sorusuna cevap vermek için, öncelikle bu anlayışın ne anlama geldiğini ve hangi felsefi bağlamda ortaya çıktığını anlamak gerekir. Bu anlayış, Aristoteles’in varlık felsefesinin temelini oluşturan bir ilkedir. Aristoteles’e göre, insanın doğasında bilmek isteği vardır ve bu istek insanı felsefeye yönlendirir. Felsefe ise, var olan her şeyin ilk nedenlerini ve ilkelerini araştıran en yüksek bilimdir.
Bu anlayışı sorgulamak için, şu soruları sorabiliriz:
-
Bilmek isteği gerçekten insanın doğasında mı vardır, yoksa sonradan kazanılan bir alışkanlık mıdır? Bilmek isteği her insanda aynı derecede mi bulunur, yoksa bazı insanlarda daha fazla mı gelişir? Bilmek isteği her zaman faydalı mıdır, yoksa bazen zararlı da olabilir mi?
-
Bilmek isteği sadece felsefeye mi yönlendirir, yoksa başka bilimlere veya sanatlara da yönlendirebilir mi? Felsefe gerçekten en yüksek bilim midir, yoksa başka bilimlerle eşit veya alt seviyede bir bilim midir? Felsefe var olan her şeyin ilk nedenlerini ve ilkelerini araştırabilir mi, yoksa bazı sınırları veya sorunları vardır mı?
-
Bilmek isteği nasıl tatmin edilir, yani nasıl bilgi elde edilir? Bilgi elde etmenin tek bir yolu mu vardır, yoksa birden fazla yolu mu vardır? Bilgi elde etmenin kaynağı, yöntemi, kriteri, alanı ve amacı nedir?
Bu soruların cevapları farklı felsefi görüşlere göre değişebilir. Örneğin, rasyonalistler bilmek isteğinin akıl ile tatmin edilebileceğini ve akıl yoluyla evrensel ve değişmez bilgilere ulaşılabileceğini savunurlar. Ampiristler ise bilmek isteğinin duyu deneyimi ile tatmin edilebileceğini ve duyu deneyimi yoluyla olgusal ve değişken bilgilere ulaşılabileceğini savunurlar. Kantçılar ise bilmek isteğinin hem akıl hem de duyu deneyimi ile tatmin edilebileceğini ve hem akıl hem de duyu deneyimi yoluyla sentetik ve a priori bilgilere ulaşılabileceğini savunurlar.