• Vücudun her parçasından kana verilen bilgiler yavru bireye aktarılır.
Bu görüş, kalıtımın sadece kan yoluyla gerçekleştiğini varsayar. Oysa bugünkü bilimsel bilgilere göre, kalıtımın temel birimi DNA’dır. DNA, hücrelerin çekirdeğinde kromozom adı verilen yapılar içinde bulunur. Kromozomlar, gen adı verilen ve belirli bir özelliği belirleyen DNA parçalarından oluşur. Kalıtım, genlerin üreme hücreleri aracılığıyla yeni bireylere aktarılmasıyla gerçekleşir. Kan hücreleri ise üreme hücreleri değildir ve kromozom içermezler. Dolayısıyla, vücudun her parçasından kana verilen bilgilerin yavru bireye aktarılması mümkün değildir.
• Vücut hücrelerinde meydana gelen değişiklikler kalıtsaldır.
Bu görüş, edinilmiş özelliklerin kalıtım yoluyla sonraki kuşaklara aktarıldığını varsayar. Oysa bugünkü bilimsel bilgilere göre, edinilmiş özelliklerin kalıtsal olması için DNA yapısında değişiklik olması gerekir. DNA yapısında değişiklik olması ise mutasyon adı verilen rastlantısal olaylarla gerçekleşir. Mutasyonlar, vücut hücrelerinde meydana geldiğinde, sadece o hücreyi veya dokuyu etkiler. Üreme hücrelerinde meydana geldiğinde ise, yeni bireylerde görülür. Dolayısıyla, vücut hücrelerinde meydana gelen değişikliklerin kalıtsal olması için mutasyon olması ve bu mutasyonun üreme hücrelerini etkilemesi gerekir. Bu ise çok düşük bir ihtimaldir.