Kur’an-ı Kerim’de Ashâb-ı Kehf’in şu özelliklerine vurgu yapılmaktadır:
-
İmanlarına bağlılıkları: Ashâb-ı Kehf, putperest bir kavmin içinde yaşayan ve Allah’a (c.c.) iman eden gençlerdi. Kavimlerinin baskısına ve tehditlerine rağmen imanlarından vazgeçmediler ve Allah’a (c.c.) sığınarak bir mağaraya gittiler. Kur’an-ı Kerim, onların bu tutumunu şöyle anlatır: “Onlar mağaraya sığındıkları zaman dediler ki: ‘Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bize işimizden bir kolaylık çıkar.’” (Kehf 18/10)
-
Allah’ın (c.c.) koruması: Ashâb-ı Kehf, Allah’a (c.c.) güvendikleri için O’nun korumasına mazhar oldular. Allah (c.c.), onları mağarada yüzlerce yıl uyuttu ve uyandırdı. Ayrıca onların bedenlerini, giysilerini, köpeklerini ve mağaralarını da muhafaza etti. Kur’an-ı Kerim, bunu şöyle bildirir: “Sen onları uyanık sanırsın; oysa onlar uyurlardır. Biz onları sağa sola çeviririz; köpekleri de ön ayaklarını uzatmış mağaranın girişindedir. Eğer onlara baksaydın, kaçardın ve içinden korku dolu bir dehşet duyardın.” (Kehf 18/18)
-
İbretli kıssaları: Ashâb-ı Kehf, Allah’ın (c.c.) kudretini ve rahmetini gösteren ibretli bir kıssa olarak Kur’an-ı Kerim’de anlatılır. Onların hikayesi, iman edenlere teselli, inkar edenlere uyarı, dünya hayatına aldanmayanlara örnek olur. Kur’an-ı Kerim, bunu şöyle ifade eder: “Am hasıpta enne eshâbe’l-kehfi ve’r-rakîmi kânû min âyâtinâ acabe” (Yoksa sen mağara arkadaşlarını ve rakîm’i bizim âyetlerimizden bir harika mı sandın?) (Kehf 18/9)