Türk yazı sanatı, sözün veya ruhta cereyan eden fikir ve duyguların alfabe ve yazı vasıtaları ile resmedilmesidir. Türkler, tarih boyunca birçok milletle etkileşim halinde olmuş ve günümüze homojen bir kültür getirmiştir. Bu etkileşimler neticesinde üç farklı alfabe Türk kültürü açısından önemli sayılmıştır. Bunlar sırasıyla Göktürk, Uygur ve Arap alfabeleridir.
Göktürk alfabesi, bildiğimiz en eski ve kendimize ait olan, aynı zamanda Orhun Abidelerinde yer alan alfabedir. Bu alfabede 38 harf bulunmaktadır. Bu harflerden 4 tanesi sesli, 34 tanesi sessizdir. Bu alfabede yazı sağdan sola doğru yazılır.
Uygur alfabesi, Göktürk alfabesinin geliştirilmiş bir şeklidir. Bu alfabede 18 harf bulunmaktadır. Bu harflerden 4 tanesi sesli, 14 tanesi sessizdir. Bu alfabede yazı soldan sağa doğru yazılır.
Arap alfabesi, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra kullanmaya başladıkları alfabedir. Bu alfabede 28 harf bulunmaktadır. Bu harflerden 6 tanesi sesli, 22 tanesi sessizdir. Bu alfabede yazı sağdan sola doğru yazılır.
Türk yazı sanatçıları (hattatlar) yüzyıllar boyunca, birer tablo anlam ve değerinde sayısız sanat eserleri vücuda getirmişlerdir. Özellikle Arap alfabesini kullanarak hat ve kaligrafi sanatlarını geliştirmişler, hem kitapları hem de mimari yapıları süslemişlerdir. Hat sanatının en ünlü temsilcilerinden bazıları Şeyh Hamdullah, Ali bin Yahya Sofi, Karahisari, Hafız Osman, Mustafa Rakım, Mehmet Esat Yesari, Kadıasker Mustafa İzzet Efendi ve Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’dir.
1928 yılından itibaren Türkiye’de Latin alfabesinin kullanılmasına başlanmıştır. Latin alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Bu harflerden 8 tanesi sesli, 21 tanesi sessizdir. Bu alfabede yazı soldan sağa doğru yazılır. Kaligrafi olarak bilinen yazı sanatı Latin harfleriyle de uygulanmaya başlanmıştır