Bir akşam üstü, Erenkuş’a doğru yürüyünüz ve elektrik santral’ının taraçasına inerek, iki yanınızda gür çağlayanlar, körfezi ve Akdağ’ı seyrediniz. Fransız seyyahı diyor ki: “Bu dağların arkasına inen güneşi Antalya yakasından görmek kadar haşmetli bir şey akla gelemez.” Kumsaldan en yükseği 3450 metreye çıkan bu dağ, tepe, sırt ve geçit yığınlarının ılık bir ekim ikindisine aydın ve koyu, görüp yanan renklerine bakıyorum. Toroslar, Antalya körfezinden, bu dalgalarla Akdeniz’e kavuşuyor. Sıfırdan üç bin metre, şehir ve liman üstünde, ezici boğucu ve bunaltıcı bir ufuksuzluk hatıra getirebilir. Yatık kıyılı, dar limanlı ve yakın yüksek dağlı İskenderun’da da hal böyledir. Antalya’nın arkası ve bir yanı alabildiğine açıktır.