-
Oğuz Beyleri, yarı insan bir varlık olan Tepegöz’e insan olduğunu hatırlatmak için nasıl bir yol izlemiştir?
Oğuz Beyleri, Tepegöz’ün insan olduğunu hatırlatmak için onunla anlaşmaya çalışmışlardır. Dede Korkut’u elçi olarak göndererek Tepegöz’e günde iki adam ve beş yüz koyun verme karşılığında Oğuzlara zarar vermemesini teklif etmişlerdir. Bu şekilde Tepegöz’ün insani duygularını uyandırmayı ve onu Oğuz toplumuna kazandırmayı amaçlamışlardır.
-
Okuduğunuz metinde görüldüğü üzere Sarı Çoban, yozlaşmış insanın zaafıyla toplumsal değerleri hiçe sayıp ve insan olduğunu unutup doğaya karşı (peri kızını yakalayarak) bir suç işler. Oğuz toplumu bu çobanın işlediği suçun bedelini ne şekilde ödemiştir? Açıklayınız.
Oğuz toplumu, Sarı Çoban’ın işlediği suçun bedelini çok ağır bir şekilde ödemiştir. Peri kızının intikamı olarak doğan Tepegöz, Oğuzların başına büyük bir bela olmuştur. Tepegöz, Oğuzların hayvanlarını, yiyeceklerini ve insanlarını yiyerek onları açlığa ve korkuya mahkum etmiştir. Oğuzlar, Tepegöz’le savaşarak veya anlaşarak ondan kurtulmaya çalışmışlarsa da başarılı olamamışlardır. Sonunda Basat’ın cesareti ve zekası sayesinde Tepegöz’ü öldürmeyi başarmışlardır.
-
Destan geleneğinden hikâyeciliğe geçişin ilk örnekleri sayılan Dede Korkut Hikâyelerini de dikkate alarak türlerin oluşumunda; sözlü ve yazılı kültürün, toplumsal değişimlerin etkisini tespit edip okuduğunuz metnin türünün ortaya çıkışını ve tarihsel dönem ile ilişkisini belirleyiniz.
Dede Korkut Hikâyeleri, destan geleneğinden hikâyeciliğe geçişin ilk örnekleri olarak kabul edilir. Destanlar, sözlü kültürün ürünleri olarak anonim bir şekilde nesilden nesile aktarılmıştır. Hikâyeler ise yazılı kültürün gelişmesiyle birlikte belli bir yazar tarafından kaleme alınmıştır. Dede Korkut Hikâyeleri, bu iki kültür arasında bir köprü oluşturur. Hem destansı hem de hikâyesel özellikler taşır. Destansı özellikler arasında olağanüstü olaylar, kahramanlık motifleri, tekerlemeler, tekrarlar, nida cümleleri sayılabilir. Hikâyesel özellikler arasında ise belli bir olay örgüsü, zaman ve mekân belirleme, karakter çizimi, diyaloglar sayılabilir.
Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuz Türklerinin Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ettikleri dönemi yansıtır. Bu dönem, hem siyasi hem de kültürel açıdan büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Oğuz Türkleri, farklı coğrafyalara yayılarak farklı kültürlerle etkileşime girmişlerdir. Bu durum, hem dil hem de edebiyat üzerinde etkili olmuştur. Dede Korkut Hikâyeleri, bu değişim sürecinin izlerini taşır. Hem eski Türk kültürünün hem de yeni etkileşimlere açık bir kültürün özelliklerini yansıtır.
-
Okuduğunuz bir metinde üzerinde durulan düşünce, olay, durum ya da sorun metnin konusunu belirtir. Temel duygu veya kavramsa temayı belirtir. Siz de okuduğunuz metnin konu ve temasını belirtiniz.
Okuduğumuz metnin konusu, Oğuz yiğitlerinden Basat’ın olağanüstü özelliklere sahip bir yaratık olan Tepegöz’le mücadele etmesi ve sonunda onu öldürmesidir. Metnin teması ise kahramanlık, yiğitlik ve cesarettir.
-
Okuduğunuz metinde olayların akışını yönlendiren temel çatışmayı ve ona bağlı diğer çatışmaları bularak bu çatışmaların metne katkısını belirtiniz.
Okuduğumuz metinde olayların akışını yönlendiren temel çatışma, iyi-kötü çatışmasıdır. Bu çatışma, Basat ile Tepegöz arasında yaşanır. Basat, iyiliğin, yiğitliğin ve cesaretin temsilcisidir. Tepegöz ise kötülüğün, bencilliğin ve zorbalığın temsilcisidir. Bu iki karakter arasındaki mücadele, metnin ana olayını oluşturur.
Metinde ayrıca başka çatışmalar da vardır. Bunlar şunlardır:
-
Doğa-insan çatışması: Bu çatışma, Sarı Çoban’ın peri kızına yaptığı zulüm ve bunun sonucunda doğan Tepegöz’ün doğaya zarar vermesi şeklinde ortaya çıkar.
-
İnsan-insan çatışması: Bu çatışma, Tepegöz’ün Oğuzlara saldırması ve onları yemesi şeklinde ortaya çıkar.
-
İnsan-kendisi çatışması: Bu çatışma, Basat’ın aslan tarafından büyütülmesi ve insan olduğunu kabullenmesi sürecinde ortaya çıkar.
Bu çatışmalar, metne gerilim, heyecan ve ilgi katkısı sağlar. Ayrıca karakterlerin kişiliklerini, motivasyonlarını ve gelişimlerini de gösterir.
-
“Bir gece düşman saldırısı nedeniyle Oğuz kavminin ürkerek göç etmesi, göç sırasında yolda Aruz Koca’nın küçük çocuğunu düşürmesi, bir aslanın çocuğu bulup götürmesi ve besleyip büyütmesi, Oğuz kavminin bir müddet sonra yurtlarına geri dönüp yerleşmesi, aslanın besleyip büyüttüğü çocuğun yaptıkları, Oğuz beylerinin toplanıp çocuğu aslanın ininde yakalayıp getirmeleri ve çocuğun her seferinde geri kaçması, Dede Korkut’un gelip çocuğu insan olduğuna ve ailesi ile birlikte yaşamaya ikna edip çocuğa Basat adını vermesi…”
-
Dede Korkut, Oğuz’un koruyucusu, ozanı, bilge kişisi olarak her sorunu çözebilme gücüne sahip, maddi gücün manevi güçle bütünleştiği, bir ulu insandır. Metinde olayların akışını etkileyen buna benzer kahramanların fiziksel ve psikolojik özelliklerini, toplumsal statülerini, tip veya karakter özelliği gösterip göstermediklerini belirtiniz.
Metinde olayların akışını etkileyen buna benzer kahramanlar şunlardır:
-
Basat: Fiziksel olarak güçlü, cesur, atılgan ve zekidir. Psikolojik olarak ise merhametli, adaletli, vefalı ve fedakardır. Toplumsal statüsü ise Oğuz beylerinden birinin oğlu ve yiğit bir savaşçıdır. Karakter özelliği gösterir.
-
Tepegöz: Fiziksel olarak devasa boyutlarda, tek gözlü, korkunç ve dayanıklıdır. Psikolojik olarak ise acımasız, bencil, zalim ve doyumsuzdur. Toplumsal statüsü ise peri kızının oğlu ve Oğuz düşmanıdır. Tip özelliği gösterir.
-
Aruz Koca: Fiziksel olarak yaşlı ama sağlamdır. Psikolojik olarak ise sevgi dolu, iyi kalpli, cömert ve sabırlıdır. Toplumsal statüsü ise Oğuz beylerinden biridir. Karakter özelliği gösterir.
-
Okuduğunuz metinde anlatıcının özelliklerini ve hâkim, kahraman anlatıcı ve gözlemci bakış açılarından hangisinin kullanıldığını belirleyerek metinde kullanılan bakış açısının anlatımı nasıl etkilediğini açıklayınız.
Metinde anlatıcı Dede Korkut’tur. Anlatıcı hem olayları hem de karakterleri tanıtan bir üsluba sahiptir. Hem destansı hem de halk hikayesi unsurları kullanır. Hem nesnel hem de öznel yorumlar yapar. Hem olaylara dahil olur hem de dışarıdan bakar. Metinde hâkim bakış açısı kullanılmıştır. Bu bakış açısı, anlatıcının hem olayları hem de karakterlerin iç dünyalarını bilmek ve aktarmak yetkisine sahip olmasını sağlar. Böylece metnin anlatımı daha zengin, etkili ve ilgi çekici olur.
-
Metinde kullanılan anlatım biçimini belirleyerek bu anlatım biçiminin metnin anlatımına ne gibi katkılar sağladığını açıklayınız.
Metinde olay anlatımı biçimi kullanılmıştır. Bu anlatım biçimi, metnin akıcı, canlı ve heyecanlı olmasını sağlar. Olayların sıralı ve mantıklı bir şekilde verilmesi, okuyucunun metni takip etmesini kolaylaştırır. Olayların görsel ve işitsel unsurlarla desteklenmesi, okuyucunun metni hayal etmesini sağlar. Olayların gerçeklikle bağlantılı olması, okuyucunun metne inanmasını sağlar.
-
“Uruz Tepegöz’ü aldı, evine getirdi. Buyurdu, bir dadı geldi… Bir sordu sütün aldı, iki sordu, kanın aldı, üç sordu, canın aldı.” Örnekte olduğu gibi metnin dili, XIV. yüzyıl sonları Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşımaktadır. Buna göre siz de okuduğunuz metindeki cümle yapılarını, deyimleri, kelime kadrosunu, anlatım tekniklerini, söz sanatlarını; akıcılık, nesnellik, öznellik, duygusallık, coşkunluk gibi hususları dikkate alarak metnin üslup özelliklerini belirleyiniz.
Metnin üslup özellikleri şunlardır:
-
Cümle yapıları: Genellikle kısa ve basit cümleler kullanılmıştır. Cümlelerde yüklem sona gelir. Cümle başında tekerlemeler, tekrarlar ve nida cümleleri vardır.
-
Deyimler: Metinde halk diline ait deyimler kullanılmıştır. Örneğin: "Kan kusturdu", "Canına kastetti", "Yüreği yandı" gibi.
-
Kelime kadrosu: Metinde eski Türkçe kelimelerin yanında Arapça ve Farsça kelimeler de vardır. Örneğin: "Beyan eder", "Mübarek", "Şehit" gibi.
-
Anlatım teknikleri: Metinde betimleme, diyalog, tasvir gibi anlatım teknikleri kullanılmıştır. Örneğin: "Tepegöz’ün gözü güneş gibi parlıyordu", "Dede Korkut dedi ki…", "Basat’ın elinde kızgın bir şiş vardı" gibi.
-
Söz sanatları: Metinde teşbih, istiare, mecaz-ı mürsel gibi söz sanatları kullanılmıştır. Örneğin: "Tepegöz’ün gözü güneş gibi parlıyordu" (teşbih), "Basat aslan yavrusuydu" (istiare), "Oğuz’un başına bela açtın" (mecaz-ı mürsel) gibi.
-
Akıcılık: Metin akıcı bir şekilde yazılmıştır. Olayların sürükleyici bir şekilde verilmesi, okuyucunun metne bağlanmasını sağlar.
-
Nesnellik: Metin genellikle nesnel bir şekilde yazılmıştır. Olaylar ve karakterler gerçeklikle uyumlu bir şekilde verilmiştir.