Türk Hakanlarından biri birkaç yıl önce geçen bir savaşı öğrenmek ister. Savaşın geçtiği yılı şaşırırlar. O, halkına danışır ve şöyle der: ‘Biz bu tarihte nasıl yanıldıksa bizden sonra gelecek olanlar da yanılacaklardır. Biz şimdi on iki ay ve on iki burcu dikkate alarak on iki yılı adlandıralım ki onların dönmesiyle tarih hesaplansın ve ebedî bir hatıra olsun.” Halk, hakanın bu önerisini kabul eder. Bunun üzerine Hakan ava çıkar; yaban hayvanlarını İli’ye doğru sürsünler diye emreder. Bu, büyük bir ırmaktır. Halk bu hayvanları sıkıştırarak suya doğru sürer. Bu hayvanlardan avlar, bir takım hayvanlar suya atılır, on ikisi suyu geçer, her geçen hayvanın adı bir yıla ad olarak verilir. Bu hayvanlardan birincisinin adı sıçgan (sıçan) imiş. İlk olarak geçen hayvan bu olduğu için senenin başı bu adla anılmış ve “sıçgan yılı” denilmiş. Bundan sonra sırasıyla geçen hayvanların adları yıllara verilmiş:
Ud yılı (öküz yılı),
Pars yılı (bars yılı),
Tavışgan yılı (tavşan yılı),
Nek (ulu) yılı (timsah yılı),
Yılan yılı (yılan yılı),
Yund yılı (at yılı),
Koy yılı (koyun yılı),
Biçin yılı (maymun yılı),
Takagu yılı (tavuk yılı),
İt yılı (köpek yılı),
Tonguz yılı (domuz yılı),
Sayı tonguz yılına varınca dönülerek yine sıçgan yılına başlar.
1. Bu metinde hangi takvimden söz edilmektedir? Açıklayınız.
2. Bu takvime neden hayvan isimlerinin verildiğini Türklerin sosyal ve ekonomik yaşamları açısından değerlendiriniz.