Aşağıda verilen metni okuyup metinden hareketle soruları cevaplayınız.
Hakikat için geçerli olan mutluluk için de geçerlidir. Kişi ona sahip olmaz, onun içinde olur. Aslında sarmalanmış olma duygusundan başka bir şey değildir mutluluk. Annenin içindeki o ilk sığınağın sonraya kalmış imgesi. Ama işte bu yüzden mutlu kişi, hiçbir zaman mutluluğunun farkında olamaz. Mutluluğu görebilmek için dışına çıkması demek yeni doğmuş gibi olması demektir. Mutluyum diyen yalan söylüyor ve mutluluğa başvurmakla ona karşı suç işliyordur. Ancak mutluydum diyen kişi sadıktır mutluluğa. Bilincin mutlulukla tek ilişkisi şükrandır. Hiçbir şeyle kıyaslanamayacak haysiyeti de oradan gelir. Theodor W. Adorno (Teodor Adorno), Minima Moralia Sorular
-
Metinde öne sürülen görüşler nelerdir?
-
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Cevaplar
-
Metinde öne sürülen görüşler şunlardır:
-
Mutluluk, bir şeye sahip olmak değil, bir şeyin içinde olmaktır.
-
Mutluluk, annenin rahmindeki güvenli ortamın bir yansımasıdır.
-
Mutlu kişi, mutluluğunun farkında değildir, çünkü mutluluğu görmek için ondan ayrılmak gerekir.
-
Mutluyum diyen kişi, mutluluğunu kaybetmiştir, çünkü mutluluğu bir nesne gibi kullanmıştır.
-
Mutluydum diyen kişi, mutluluğuna sadıktır, çünkü mutluluğunu bir anı olarak saklamıştır.
-
Bilincin mutlulukla tek ilişkisi şükran duymaktır.
-
Şükran duymak, insanın haysiyetini artırır.
-
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
-
Evet, metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir. Bu konuyla ilgili görüşlerim şöyle:
-
Mutluluk, sadece annenin rahmindeki güvenli ortamın bir yansıması değil, aynı zamanda insanın kendini gerçekleştirmesinin ve hayatına anlam katmasının bir sonucudur. İnsan, kendine uygun hedefler belirleyip bunları gerçekleştirdiğinde, kendine güveni ve özsaygısı artar ve mutlu olur.
-
Mutlu kişi, mutluluğunun farkında olabilir, çünkü mutluluk sadece dışarıdan gözlemleyebileceği bir durum değil, aynı zamanda içsel olarak hissedebileceği bir duygudur. İnsan, kendi duygu durumunu tanıyabilir ve bunu ifade edebilir. Mutluyum diyen kişi, yalan söylemiyor veya suç işlemiyor olabilir, sadece kendi duygusunu paylaşıyor olabilir.
-
Mutluydum diyen kişi, mutluluğuna sadık olduğu kadar nostaljik de olabilir. İnsan, geçmişte yaşadığı güzel anları hatırlayarak kendini iyi hissedebilir, ancak bu onun şimdiki mutluluğunu gölgeleyebilir. İnsan, geçmişe takılıp kalmadan, şimdiki anın tadını çıkarmalı ve geleceğe umutla bakmalıdır.
-
Bilincin mutlulukla tek ilişkisi şükran duymak değil, aynı zamanda mutluluğu artırmak ve yaymak da olabilir. İnsan, mutlu olduğu için şükran duyduğu gibi, şükran duyduğu için de mutlu olabilir. Ayrıca, insan, kendi mutluluğunu başkalarıyla paylaşarak hem kendini hem de çevresini mutlu edebilir.
-
Şükran duymak, insanın haysiyetini artırdığı gibi, aynı zamanda insanın alçakgönüllü ve mütevazı olmasını da sağlar. İnsan, sahip olduğu her şeyin bir lütuf olduğunu bilir ve bunun için teşekkür eder. İnsan, kendini başkalarından üstün görmeyerek ve başkalarına saygı göstererek haysiyetli bir yaşam sürer.
Aşağıda verilen metni okuyup metinden hareketle soruları cevaplayınız.
“Bana çöpe fırlattığın şeyi söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.” Shakespeare (Şekspir) Kral Lear’de “Ah, ihtiyacı tartışmayınız! Dilencilerin en fakiri en sefil şeyde bile küçücük, lüzumsuz bir şey bulur. Doğayı doğa ihtiyaçlarına indirgeyin, insan bir hayvan olur, hayatının daha fazla bir değeri olmaz. İnsan olmak için bize hep fazladan lüzumsuz bir şey gerektiğini anlıyor musun?” der. Başka bir deyişle tüketimin ortaya çıkardığı temel sorunlardan biri şudur. Varlıklar yaşamlarını sürmelerine göre mi yoksa yaşamlarına yükledikleri bireysel ya da kolektif anlama göre mi örgütlenir? Demek ki bu var olma değeri, bu yapısal değer ekonomik değerin kurban edilmesini içerebilir. Ayrıca bu metafizik bir sorun değildir. Tüketimin merkezindedir ve şöyle ifade edilebilir: “Bolluk aslında yalnız savurganlıkta anlamlı değil midir?” Bolluğun bir değere dönüşmesi için ondan yeterince değil ama yeterinden fazla olması gerekir, gerekli ile gereğinden çok olan arasında anlamlı bir fark korunmalı ve sergilenmelidir. Bu, tüm düzeylerde savurganlığın işlevidir. Bu, savurganlığı dağıtmayı ve onu keskin olarak elemeyi istemenin yanılsama olduğunu söylemektir çünkü bir biçimde tüm sistemi yönlendiren savurganlıktır. Gagget’in tanımlamasında olduğu gibi üstelik (Faydalı nerede biter, faydasız nerede başlar?) savurganlık ne tanımlanabilir ne de sınırlandırılabilir. Yalnızca hayatta kalmak için yapılanın ötesinde her üretim ve harcama savurganlıkla suçlanabilir. Jean Baudrillard (Jan Bodriar), Tüketim Toplumu Sorular
-
Metinde öne sürülen görüşler nelerdir?
-
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Cevaplar
-
Metinde öne sürülen görüşler şunlardır:
-
Tüketim, insanın var olma değerini belirleyen bir etkendir.
-
Tüketim, insanın doğal ihtiyaçlarının ötesinde lüzumsuz şeylere yönelmesine neden olur.
-
Tüketim, bolluk ve savurganlık arasında bir ilişki kurar.
-
Tüketim, ekonomik değerden çok anlamsal değer taşır.
-
Tüketim, savurganlığı hem üreten hem de yönlendiren bir sistemdir.
-
Tüketim, faydalı ile faydasız arasındaki sınırı belirsizleştirir.
-
Metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir mi? Bu konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
-
Evet, metinde ele alınan konuya farklı bir açıdan bakılabilir. Bu konuyla ilgili görüşlerim şöyle:
-
Tüketim, insanın var olma değerini belirleyen bir etken olduğu kadar, insanın kendini gerçekleştirmesinin ve topluma katkıda bulunmasının da bir aracıdır. Tüketim, insanın yeteneklerini, ilgi alanlarını ve kişisel tercihlerini yansıtan bir seçimdir. Tüketim, insanın kendine ve başkalarına değer vermesini sağlar.
-
Tüketim, insanın doğal ihtiyaçlarının ötesinde lüzumsuz şeylere yönelmesine neden olabileceği gibi, insanın hayat kalitesini artıran ve mutluluk kaynağı olan şeylere de yönelmesine neden olabilir. Tüketim, insanın ihtiyaçlarını ve isteklerini dengeli bir şekilde karşılamasını sağlayabilir. Tüketim, insanın hayatını zenginleştiren bir deneyimdir.
-
Tüketim, bolluk ve savurganlık arasında bir ilişki kurduğu gibi, kıtlık ve tasarruf arasında da bir ilişki kurabilir. Tüketim, insanın kaynaklarını verimli ve etkin bir şekilde kullanmasını sağlayabilir. Tüketim, insanın çevreye ve topluma duyarlı olmasını gerektirir.
-
Tüketim, ekonomik değerden çok anlamsal değer taşıdığı gibi, ekonomik değeri de etkileyebilir. Tüketim, insanın gelirini, harcamalarını ve tasarruflarını belirler. Tüketim, insanın ekonomik refahını ve istikrarını sağlar.
-
Tüketim, savurganlığı hem üreten hem de yönlendiren bir sistem olduğu kadar, yaratıcılığı hem üreten hem de yönlendiren bir sistemdir. Tüketim, insanın yeni ve farklı şeyler üretmesini ve tüketmesini sağlar. Tüketim, insanın kültürünü ve sanatını geliştirir.
-
Tüketim, faydalı ile faydasız arasındaki sınırı belirsizleştirdiği gibi, faydalı ile faydasız arasındaki kriterleri de değiştirebilir. Tüketim, insanın değer yargılarını ve beklentilerini etkiler. Tüketim, insanın fayda algısını geliştirir.