Cahiliye toplumu, İslam’dan önce Arap Yarımadası’nda yaşayan ve çoğunlukla putperestlik, şirk, hurafe, taassup, zulüm, adaletsizlik, ahlaksızlık gibi sapkın inanç ve davranışlar sergileyen bir toplumdu. Bu toplumda Allah’ın birliğine inanan ve İbrahim’in dinine bağlı kalanlar çok azdı. Cahiliye toplumu, aynı zamanda kabilecilik, kan davası, kadın ve köle haklarının ihlali, faizcilik, kumar, içki, zina gibi sosyal ve ekonomik sorunlarla da boğuşuyordu.
Hz. Peygamber (s.a.v.), bu toplumda doğmuş olmasına rağmen onların dinî ve ahlaki durumundan rahatsız oluyor ve onlardan uzak duruyordu. O, Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, dürüst, güvenilir, adaletli, merhametli, iffetli bir kişilikti. Cahiliye toplumunun sapkın inanç ve davranışlarına karşı içinde bir nefret duyuyor ve bunların değiştirilmesi gerektiğini hissediyordu. Bu nedenle o, daha iyi bir toplumun oluşturulması ve insanların Allah’a daha yakın bir şekilde yaşaması için bir arayışa yönlendirmiştir. Hz. Peygamber’i insanları daha iyi bir yaşam tarzına ve dinî inançlara yönlendirmeye, toplumu adalet, merhamet ve insan hakları temelinde yeniden şekillendirmeye motive etmiştir.