Osmanlı devletinin büyümesinde adalet anlayışının önemi çok büyüktür. Osmanlı, çok uluslu bir imparatorluk olarak farklı din, dil ve kültürlerden insanları yönetmiştir. Bu insanların huzur ve güven içinde yaşaması için adaletli bir yönetim sistemi kurmuştur.
Osmanlı, adaleti devletin temel ilkesi olarak benimsemiş ve devlete Devlet-i Aliye, Devlet-i Muazzama gibi yüce adlar vermiştir. Osmanlı padişahları, adaleti sağlamak için kanunlar çıkarmış, hukuk kurallarına uymuş, zulüm ve haksızlığa karşı mücadele etmişlerdir. Osmanlı adaleti, sadece Müslümanlara değil, gayrimüslimlere de eşit şekilde uygulanmıştır.
Osmanlı adaleti sayesinde, fethedilen topraklarda halkın direnişi azalmış, isyanlar önlenmiş, vergiler düzenli olarak toplanmış, ticaret ve kültür gelişmiştir. Osmanlı adaletine duyulan güven, Bizanslıların “Şehirde Latin külahı görmektense Türk sarığını yeğlerim” sözüyle de ifade edilmiştir.