Bir insanın sahip olduğu özelliklerin ortaya çıkmasında hem genetik faktörler (kalıtım) hem de çevresel etmenler birlikte etkilidir. Genetik yapı, biyolojik ebeveynlerden miras alınan DNA tarafından belirlenirken, çevresel faktörler bireyin büyüdüğü çevre, beslenme, eğitim ve yaşam tarzı gibi etmenlerdir.
Örneğin, kalıtım, anne babadan gelen genetik özelliklerin çocuğa aktarılmasıdır. Kalıtım denilince göz rengi, kan grubu, saçın kıvırcık veya düz olması gibi fiziksel özellikler ile yetenek, mizaç (huy) gibi psikolojik özellikler akla gelir. Çevresel faktörler ise bireyin ilişki kurduğu varlıklar ve ortamın tümünü kapsar. Organizma bu çevre içinde doğar, büyür; çevreden aldığı etkilere tepki göstererek varlığını sürdürür.
Kalıtım ve çevre karşılıklı etkileşim içindedir. Örneğin, organizmanın sağlıklı gelişimi için doğum öncesi çevre çok önemlidir. Bu dönemde annenin geçirdiği hastalıklar, içinde bulunduğu çevre, aşırı stres, hava kirliliği gibi olumsuz koşullar, aldığı ilaçlar ve zararlı maddeler bebeğin gelişimini dolayısıyla davranışlarını etkiler. Genetik faktörler de çevreyi şekillendirebilir. Örneğin doğuştan dürtüsel ve hareketli bir yapıya sahip olan çocuğun tehlikeli ve sınır tanımayan davranışları anne babanın daha olumsuz tutum sergilemesine neden olabilir.
Bu konuda yapılan araştırmaların bulguları farklıdır ve genellikle gelişimin her iki unsurun ortak etkileşimi yolu ile gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Özetle, kalıtım bize belli bir miras bırakır. Fakat bu mirasın olumsuz yönlerini çevre ile değiştirebilir. Aynı şekilde olumlu yönlerini de yine çevre ile destekleyebiliriz.