Fütüvvet ve ahilik teşkilatları, Anadolu’da 13. yüzyıldan itibaren esnaf, sanatkar ve üretici birlikleri olarak ortaya çıkmıştır. Bu teşkilatlar, İslam’ın ahlaki, iktisadi ve siyasi prensiplerine dayanarak toplum düzenini sağlamayı ve halkın ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamıştır. Fütüvvet ve ahilik teşkilatları, aynı zamanda tasavvufi bir boyut da taşımıştır. Bu teşkilatların üyeleri olan derviş, sufi ve erenler, ayet ve hadislerden ilham alarak, kendilerini “insan-ı kamil” olmaya adayan, cömert, yiğit, eli açık, adaletli, erdemli ve vefalı kişiler olmaya çalışmışlardır. Ayet ve hadisler, fütüvvet ve ahilik teşkilatlarının faaliyetlerine yön vermede önemli bir rol oynamıştır. Örneğin, Kur’an’da yer alan “Allah, sizin mallarınızla ve canlarınızla sizi deneyecektir.” (Al-i İmran, 186) ayeti, fütüvvet ve ahilik üyelerinin mal ve canlarını Allah yolunda feda etmeye hazır olmalarını sağlamıştır. Peygamber Efendimiz’in “Bir mümin, diğer bir müminin kardeşidir.” (Buhari, Edeb, 27) hadisi ise, fütüvvet ve ahilik üyelerinin birbirlerine karşı kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma duygularını güçlendirmiştir.