İslam, güzel ahlakın ve nezaketin kaynağıdır. İslam, insanları güzelliğe, iyi huya, doğruluğa, adaletliğe, merhamete, saygıya, sevgiye, hoşgörüye, sabra, tevazuya ve daha birçok erdemli davranışa çağırır. Bu yönüyle nezaketli davranışlara vesile olur.
İslam’ın nezakete verdiği önemi Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadislerinde görebiliriz. Mesela, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluverir.” (Fussilet, 41/34)
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, hidayete erenleri de bilir.” (Nahl, 16/125)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de nezaketli davranışların faziletini şöyle anlatmıştır:
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Taberani, Mu’cemü’l-Evsat, 6/329)
“İnsanlara güler yüzle bakmak sadakadır.” (Tirmizi, Birr, 36)
“İnsanların en güzel ahlaklısı, onlarla en güzel geçinenlerdir.” (Buhari, Edeb, 31)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisi de nezaketin en güzel örneğiydi. O, herkese karşı saygılı, nazik, merhametli, hoşgörülü, affedici, tevazu sahibi, güler yüzlü, yumuşak huylu, cömert, fedakar ve adaletli davranırdı. O’nun nezaketine küçük bir örnek vermek gerekirse, ashâbından veya âilesinden kim onu çağırsa hemen; “Buyur!” diye ona mukabele etmesi zikredilebilir.[1]
İslam, nezaketli davranışları sadece Müslümanlar arasında değil, bütün insanlar arasında yaygınlaştırmayı hedefler. İslam, Müslümanların diğer din ve inançlara sahip insanlara karşı da saygılı, adil, hoşgörülü ve barışçıl olmalarını ister. Bu da İslam’ın evrensel bir mesaj taşıdığının ve insanlığın huzur ve mutluluğunu istediğinin bir göstergesidir.