-
Hz. Âişe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kureyşliler câhiliye döneminde Âşûrâ günü oruç tutarlardı. Sonra Resûlullah da Ramazan orucunun farz kılındığı zamana kadar bu orucun tutulması emretti. (Ramazan orucu farz kılınınca) Resûlullah, ’ (Âşûrâ orucunu) dileyen tutsun, dileyen tutmasın.’ buyurdu."
-
Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (radıyallahu anh) naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim Ramazan orucunu tutar, sonra buna Şevval ayında altı gün daha eklerse bütün yıl oruç tutmuş gibi olur."
-
Ebû Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de (tutulan oruçtur). Farz namazdan sonra en faziletli namaz ise gece namazıdır."
-
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Bir oruçluya iftar veren, o kişinin sevabı kadar sevap elde eder. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez."
Bu hadisler, orucun önemini ve farklı yönlerini vurgulamaktadır.