Allah’ın (c.c.) tüm canlılara rızık vermesi, O’nun kudret, rahmet ve adaletinin bir göstergesidir. Kur’an-ı Kerim’de bütün canlıların rızkını Allah’ın verdiği şöyle bildirilir:
“Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki onun rızkı Allah’a ait olmasın. Allah her canlının hayatını geçirdiği yeri de, öleceği yeri de bilir. Bütün bunlar apaçık bir kitaptadır”.
Bu ayet, Allah’ın her canlının ihtiyacını bildiğini, ona uygun bir rızık takdir ettiğini ve onu rızıklandırmak için gerekli sebepleri yarattığını ifade eder. Allah, rızık veren ve rızıklandıran olarak, canlıların hayatını devam ettirmelerini sağlar. Aynı zamanda, rızık vermekle, canlılara karşı bir nimet ve lütuf sahibi olduğunu da gösterir.
Allah’ın rızık vermesi, aynı zamanda O’nun adaletinin de bir tezahürüdür. Çünkü Allah, rızık verirken, canlıların farklılıklarını, özelliklerini, kapasitelerini ve sorumluluklarını dikkate alır. Her canlıya, onun yapısına, işlevine ve görevine uygun bir rızık verir. Bu, Allah’ın her canlıya hakkını verdiğini ve onları eşit tuttuğunu gösterir.
Allah’ın rızık vermesi, aynı zamanda, canlılara karşı bir imtihan ve sınav aracıdır. Çünkü Allah, rızık verirken, canlılardan bazılarına diğerlerinden daha fazla veya daha az rızık verir. Bu, canlıların rızıklarını nasıl kullandıklarını, Allah’a karşı nasıl şükrettiklerini veya nankörlük ettiklerini, rızıklarını helal veya haram yollardan elde ettiklerini ve başkalarına paylaştıklarını veya cimrilik ettiklerini görmek içindir. Bu, Allah’ın canlıları, rızıklarıyla imtihan ettiğini ve onlara göre ahirette mükâfat veya ceza vereceğini gösterir.
Bu şekilde, Allah’ın tüm canlılara rızık vermesi, O’nun sınırsız kudret, rahmet, adalet ve hikmetinin bir yansımasıdır. Bu, canlıların Allah’a karşı tevekkül etmelerini, O’na şükretmelerini, O’na itaat etmelerini ve O’nun rızasını kazanmaya çalışmalarını gerektirir.