Tevekkül, sözlükte “güvenmek, dayanmak, işi başkasına havale etmek” anlamlarına gelir. Terim olarak ise, hedefe ulaşmak için gerekli olan maddi ve manevi sebeplerin hepsine başvurduktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek ve işin sonrasını Allah’ın takdirine bırakmak demektir.
Tevekkül, Müslümanların kader inancının bir sonucudur. Tevekkül eden bir kimse Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmuş, kaderine razı bir kimsedir. Fakat kadere inanmak da tevekkül etmek de tembellik ve gevşeklik olmadığı gibi, çalışmaya ve ilerlemeye de mani değildir. Çünkü her Müslüman olayların ilahi düzenin ve kanunların çerçevesinde sebep sonuç ilişkisi içerisinde olup bittiğinin bilincindedir.
Tevekkül, bizi hayra götürecek sebeplere sarılıp çalışmak, Allah’ın bizim yardımcımız olduğunu unutmamak ve işin sonucunu Allah’a bırakmak ve nihayetinde meydana gelen kazaya da rıza göstermektir.
Tevekkül ile ilgili bir örnek vermek gerekirse, Peygamber Efendimiz bir gün sabahın erken vaktinde gücü kuvveti yerinde olan bir genci, bir kısım işlerini görmek için yola çıkmışken görmüştür. Onu gören, ashab-ı kiram “Keşke şu delikanlı gençliğini Allah yolunda harcasaydı” demişlerdir. Bunlara karşı Peygamber Efendimiz: “– Öyle demeyin. Şayet o dilencilikten kurtulmak için çıkmış ise Allah yolundadır. İhtiyar anne ve babasının geçimini temin etmek veya küçük yavrularını beslemek için çıkmış ise yine Allah yolundadır. Ancak boy göstermek (öğünmek) ve gösteriş yapmak için çalışıyorsa işte o zaman şeytan yolundadır.” (Tirmizî, Kıyamet, 60) buyurarak, onu Allah’a tevekkül etmeden önce tedbirini alması için uyarmıştır.
Tevekkül ile ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
-
“…Kararını verdiğin zaman, artık Allah’a dayan ve güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âli İmrân, 159)
-
“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yıkacak yoktur. Eğer sizi bırakıp-terk ederse, işte o zaman ondan başka size kim yardım eder? Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Âli İmrân, 160)
-
“Allah, size kendinizden bir yardımcı ve bir de arkadan gelecek nesilden bir yardımcı yaratmıştır. Sizi gökten ve yerden rızıklandırır. Allah’ın size verdiği nimetleri inkâr ediyorsunuz. Oysa Allah’ın yaptıklarını çok iyi bilirsiniz.” (Nuh, 9-10)