Oğuz Kağan Destanı, Türk milletinin kökenlerini sembolize eden bir efsanedir. Destanda anlatılanlara göre, Oğuz Kağan’dan sonra başa geçecek yöneticiler öncelikle cesur, yiğit, onurlu, adaletli ve Tanrı’ya bağlı olmalıdır. Bu özellikler, Oğuz Kağan’ın hayatında ve yaptığı savaşlarda önemli bir rol oynamıştır. Oğuz Kağan, Tanrı’nın kendisine verdiği altın yay ve üç gümüş ok ile dünyayı fethetmiş, düşmanlarını yenmiş, dostlarını korumuş ve yurdunu oğullarına bırakmıştır. Oğuz Kağan, oğullarına şöyle demiştir:
"Benim altın yayımı ve üç gümüş okumu sizlere bırakıyorum. Bu yay ve oklar sizin kuvvetinizdir. Bu yay ve oklar bir arada olduğu müddetçe sizin devletiniz de bir arada olur. Bu yay ve oklar ayrıldığı zaman sizin devletiniz de ayrılır. Bu yay ve oklar kırıldığı zaman sizin devletiniz de kırılır. Bu yay ve oklarla sizler de benim gibi düşmanlarınızı yenersiniz. Bu yay ve oklarla sizler de benim gibi yurdunuzu genişletirsiniz. Bu yay ve oklarla sizler de benim gibi Tanrı’ya borcunuzu ödersiniz."
Bu sözler, Oğuz Kağan’ın oğullarına ve onların soyundan gelecek yöneticilere verdiği bir vasiyet niteliğindedir. Bu vasiyet, Oğuz Kağan’ın sahip olduğu özellikleri ve değerleri gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlar. Bu nedenle, Oğuz Kağan’dan sonra başa geçecek yöneticiler öncelikle Oğuz Kağan’ın özelliklerine sahip olmalıdır.