İslam medeniyetinin temel kaynakları Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin dili olması hasebiyle Arapça, İslam medeniyetinin inşasında ve gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Gerek Peygamber Efendimizin yaşadığı asırda gerekse ondan sonraki dönemlerde Arapçanın İslam medeniyetine büyük katkısı olmuştur. Diğer taraftan Farsça, Asya’da geniş bir coğrafyada kullanılmış; bilhassa sanat ve edebiyatta tercih edilmesi yönüyle köklü ve edebî bir dil olarak karşımıza çıkmıştır.
Karahanlılardan itibaren teşekkül etmeye başlayan Osmanlı Türkçesi özellikle Osmanlılar döneminde üç kıtaya hâkim, üç kıtanın kültür birikimlerine sahip muhteşem bir dil olma özelliği taşır. Osmanlıca, Arapça ve Farsça başta olmak üzere dünyanın pek çok dilinden ve kültüründen beslenmiş fakat onlardan aldıklarını kendine mal ederek İslam medeniyetinin en ihtişamlı, en güçlü dili hâline gelmiştir.
Ecdadımız, İslam medeniyetinin bütün havzalarından beslenen Osmanlıca ile millî ruhumuzun temelini oluşturan sayısız güzide eser kaleme almış; kültür ve medeniyetimizin hafızasını meydana getirmiştir. Bugün Balkanlardan Asya’ya, Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada Osmanlı Türkçesiyle yazılmış ürünlerden oluşan onlarca kütüphane ve arşiv, milyonlarca belge mevcuttur.
Kısacası kültür değerlerimizi muhafaza edip bugüne taşıdığı için, İslam medeniyetinin bütün kaynaklarından beslenip bu uygarlığın şekillenmesinde tesirli olduğu için, sadece bizim değil dünya tarihinin de en muazzam kültür hazineleri Osmanlıca yazıldığı için bu dil, yani Osmanlı Türkçesi zengin bir medeniyet dilidir.
Aşağıdaki soruları “Bir Medeniyet Dili: Osmanlı Türkçesi” başlıklı metne göre cevaplayınız.
1. Kültür ve medeniyetimizin ana dilleri hangileridir? Okuduğunuz parçada, Osmanlı Türkçesinin ana diller arasındaki konumuna ilişkin neler söylenmektedir? Sözlü olarak ifade ediniz.
2. Osmanlı Türkçesini medeniyet dili yapan özellikler nelerdir? Belirtiniz.