Hat, “yazmak, çizmek; kazımak; alamet koymak” anlamlarında Arapça bir kelimedir. Hat sanatı veya hüsnühat, Arap harflerinin belirli ölçülerle estetik şekillerde yazılmasına denilmektedir.Araplarda yazının sanat olarak gelişmesi İslamiyet ile başlamıştır. İslam dinini kabul eden diğer milletler de Kur’an yazısından dolayı Arap harflerini benimsemişler ve kendi dillerini bu harflerle yazıya geçirmişlerdir. Müslüman milletlerin bu şekilde aynı harfleri kullanmaları ve bu harflerin gelişmesine katkı sağlamaları, bu yazının “İslam yazısı” olarak da anılmasına neden olmuştur.Ayrıca hat sanatının gelişmesinde de bütün İslam milletlerinin katkısı olması hasebiyle bu sanata “İslam sanatı” da denilmiştir.İslam’dan önceki dönemde basit olan Hîrî tarz hat kullanılırdı. İslamiyet’in doğuşu ile Kur’an-ı Kerim’in yazımındaki hassasiyet ile Emeviler Devri’nde meşk tarzı yazıdan zamanla yeni hat çeşitleri doğmaya başlamıştır. Meşke uygun kalem ağızlarının hangi ölçüde olması gerektiği tespit edilmiştir.Abbasiler Devri’nde ilim ve sanat faaliyetlerinin artmasıyla yazı ve hattatlık daha da önemli bir hâle gelmiştir.VIII. yüzyılın sonlarından itibaren hat sanatında ölçüler belirmeye başlamış, XI. Asrın başlarında muhakkak, reyhani ve nesih hatları doğmuştur.XIII. yüzyılda Yakut el-Mustasımi (öl. 698/1298) aklam-ı sitte denilen sülüs, nesih, muhakkak, reyhani, tevki, rika’ hatlarını en gelişmiş şekliyle tespit etmiştir. Yakut o zamana kadar düz kesilen kamış kalemin ağzını eğri kesmiş, bu buluşu hat meşkine büyük bir letafet kazandırmıştır. Yakut’un ölümünden sonra onun bu tarzı, bütün İslam coğrafyasına yayılmış ve sonraki devirlerde gelen hattatlar tarafından Yakut, hat sanatının üstadı olarak anılmıştır.İstanbul’un fethi sonrası kültür ve sanattaki ilerleme hat sanatında da kendini göstermiş, Şeyh Hamdullah (öl. 926/1520), Yakut üslubunu estetik değerlendirmeye tabi tutarak kendi sanat tarzını ortaya koymuştur.Şeyh Hamdullah kendinden sonra gelen birçok hattatı etkilemiştir. Şeyh Hamdullah’tan sonra yetişenler onun gibi yazma gayretiyle hareket ettiklerinden hattatların başarısı “şeyh-i sani” sözleriyle anılır olmuştur.XVII. yüzyılın ikinci yarısında Hafız Osman (öl. 1110/1698), Şeyh Hamdullah’ın üslubunu yorumlayarak kendine has bir hat ortaya koymuştur.
Mustafa Râkım (öl. 1241/1826), Hafız Osman üslubunu sülüsten celiye aktarmayı başararak hat sanatını zirveye çıkarmış; padişah tuğralarını da ıslah ederek onları güzelliğin son noktasına ulaştırmıştır. Osmanlı Devleti’nde yazı ve hat sanatı tekâmül ederek mükemmel seviyeye ulaşmış, şaheser sanat örnekleri ortaya çıkmıştır.
Prof. Dr. M. Uğur DERMAN
Cevaplayalım
Aşağıdaki soruları “Hat Sanatının Tarihî Gelişimi” başlıklı metne göre cevaplayınız.
1. Arap yazısının “İslam yazısı” olarak anılmasının nedenleri nelerdir?
2. “Aklam-ı sitte” tabir edilen hatlar hangileridir?
3. Bu metinden hareketle hat sanatının, kültür ve medeniyetimizin oluşumundaki rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz? Düşüncelerinizi belirtiniz.