Peyami Safa’nın aşağıda bir parçası verilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu isimli romanını okuyunuz. Kitapta psikolojik unsurların roman kahramanının anlaşılmasına yaptığı katkıyı sınıfta sözlü olarak paylaşınız.
Nüzhet bana yalan söyledi.
Dünyanın hiçbir Nüzhet’i yalan söylememelidir.
Öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filân... Zavallı mürahîk...
Nüzhet bana yalan söyledi.
Ah ben ruhumun içindeki o ikinci ruhu bilirim, esrarı gören gözleriyle ve esrarı duyan kulaklarıyle her şeyi sezer ve bana sezdirir ve beni aldatamaz, ah, içim beni aldatmaz.
Ben o gün odaya girer girmez her şeyi sezdim. Aynalı dolap kapısının gıcırtısı, Nüzhet’in dizleri ve Nurefşan’ın gözleri bana üç münâdi gibi haykırdılar.
Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgâr dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: “Buradayım!” der.
Nüzhet bana yalan söyledi.