66 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından

BAŞKUMANDAN MUHAREBESİ (Dumlupınar, 31 Ağustos 1924) Köylü hanımlar, çiftçiler, neferler ve zabitlerimiz, sevgili Gazi ve aziz arkadaşım! Burada, hadise sözden çok kuvvetli bir mevkidedir. Ben size ne söyleyebilirim ki bu ovaların üs- tünde geçen vak’alar kadar derin, manalı, beliğ ve şümullü olsun. Söz burada, fiil karşısında acizdir. Bakıyorum, aramızda Anadolu kadınları var. Hiçbir felaketin üstüne göz yaşı akıtmamış, yüzleri ka- yalar gibi katı, yüzleri dağ başlarındaki kayalar gibi yanık, sayısız muharebelere sayısız şehitler ver- miş Anadolu kadınları var. Aramızda alaca gömlekler ile çıplak ayaklar ile köylüler ve köy çocukları görünüyor. Dağ başlarındaki yaylalardan yörükler inmiş, içtimaya onlar da gelmişler, içtima tamam- dır. Burada olanlar kadar, burada olmayanlar da burada… Türk milletinin ruhu, bu harp meydanının kenarında şimdi el bağlamış duruyor. Efendiler, iki ordu çarpışıyor mu? Çarpışan iki fikirdir. Aylarca, sene- Metne Dair lerce müddet, bu yamaçlarda, bu boğazlarda, bu bellerde Yunanlılık fikri Türk edebiyatında söylev ile Türklük fikri iki pehlivan gibi çarpışıp durdu. türünü geliştiren ve bu 30 Ağustos: Sen bir inhidama şahidsin! türde güzel örnekler (...) sunan Hamdullah Suphi, 31 Ağustos, Türk’ün demirine musallat olmuş ne kadar pas varsa, senin TBMM’de yaptığı umumî tasfiye yapan mübarek ateşinde eridi. konuşmalardan ötürü Düşman müteffiki, hıyanetin dostu, karanlığın yoldaşı çürüyen ve çü- “millî hatip” olarak rüten ne kadar köhne müessese varsa, 31 Ağustos, senin bir misli olmayan tanınmıştır. gününde, bir daha doğrulmamak üzere burada devrildi. Başkumandan muharebesi, bir gün içinde kaç muzafferiyetin vardır. Kazandığın zaferler arasında en büyüğü, maziye karşı kazandığın zaferdir. Başkumandan muharebesi, çok uzun süren bir günaha göklerin bir intikamı gibi kahredici bir ceza verdin. Bu ceza, istikbal için bir derstir; Anadolu’ya ayak basmak isteyenlere, tarihin bir ihtarı halinde kalacaktır. “Basmayın, el uzatmayın, tekin değildir…” diye zaman arasından mütemadi haykıracaktır. Duyuyor musunuz? Ruhun gözleri fark etmiyor mu? Bu göklerin içinde ne ürpermeler, bu toprakla- rın içinde ne titremeler var? Başlarımızın üstünde Kars, İnönü, Sakarya bayrakları şimdi dalga dalga bu harp meydanını tavaf ediyor. Anadolu’muzun büyülenmiş bir köşesindeyiz. Şehidlerimiz, bu topraklarda olduğu kadar, kalplerimizde yatan şehidlerimiz!.. Başlarımızın ucunda toplananlara bir hitabınız mı var? Bu toprakların içinde, zerre zerre parıltılarla örtülü bembeyaz genç dişleri arasından, istiklal şehitleri bir şey sayıklıyorlar: “Ey Türk milleti, senin için! Diyar diyar, iklim ik- lim, bütün o boğuşmalar o mücahedeler ve bu ölüm, ey Türk milleti senin için senin için!” (...) Aziz şehidlerimiz! İnönü, Sakarya, Dumlupınar’daki meşhedleriniz, bir müsellesin uçları gibi duru- yor. Bu müsellesin üstünde, yeni Türkiye, bir ehram gibi yükseldi. En yukarda, ta tepede dalgalanan istiklâl ve inkılâp bayrağı var. Eserinize sâdıkız, sâdık kalacağız! O bayrağı, diktiğiniz o yüksek tepeden indirtmeyeceğiz! Sevgili Gazi! Bu alaca köylü kalabalığı içinde seni seyrettim. Kendine bundan daha fazla yakışan bir çerçeve nerede bulabilirsin? Sevgili Gazi! Talihin en karanlık günlerinde, ismin bir çoban yıldızı olmuştu. Hepimiz ona bakarak yol aldık. Ufukların üstünde, yeni doğan bir güneşin aydınlattığı bir dağ başı gibi herkesten evvel ışığı alan esrarengiz başınla sen, yüksek bir fikirsin. Sen Türk milletinin bir cihat bayrağısın. Hür bir istik- bâlin bütün işaretleri, haberleri hepsi senin yüzünde… Seni gözler ile kucaklayan, gönüllerinde sana dua eksik olmayan bu halk kitlesinin ortasında, sen, ne ulvîsin. Kurtuluş gününü seninle beraber hazır- layan bu silah arkadaşların, bu her biri ruh kudretinin bir örneği olan kumandanlarının ve zabitlerinin arasında, ruhun sezdiği en asil bir güzellikle güzelsin; yollarında çok geç kalmış bir milleti, hamle ham- le, hür ve mes’ut bir istikbale doğru götürürken, bu zafer ve bu sulh güneşinin altında, kalbim sevginle dolu sana tekrar ediyorum: “Bütün cihadında, hayat yollarının sonuna kadar yanındayız, beraberiz… Bunu sana inanmış ve seni candan sevmiş, milliyetperver bir gençlik namına benden bir defa daha işit!...” Hamdullah Suphi TANRIÖVER, Büyük Türk Klasikleri METNİ ANLAMA VE ÇÖZÜMLEME 1. Okuduğunuz metinde geçen “Türk milletinin ruhu, bu harp meydanının kenarında şimdi el bağ- lamış duruyor.”, “Hepimiz ona bakarak yol aldık.” cümlelerindeki altı çizili deyimlerin anlamını cümlelerin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizi TDK’nin Türkçe Sözlük’ünden kontrol ediniz. 2. Aşağıda verilen cümleler, okuduğunuz metinden alınmıştır. Cümlelerde anlatılmak istenen dü- şünceyi metnin bağlamından hareketle açıklayınız. • Sevgili Gazi! Talihin en karanlık günlerinde, ismin bir çoban yıldızı olmuştu. Hepimiz ona bakarak yol aldık. • Ufukların üstünde, yeni doğan bir güneşin aydınlattığı bir dağ başı gibi herkesten evvel ışığı alan esrarengiz başınla sen, yüksek bir fikirsin. 3. “Efendiler, iki ordu çarpışıyor mu? Çarpışan iki fikirdir. Aylarca, senelerce müddet, bu yamaçlarda, bu boğazlarda, bu bellerde Yunanlılık fikri ile Türklük fikri iki pehlivan gibi çarpışıp durdu.” Bu parçada “fikir” kelimesi, pehlivana benzetilerek somutlaştırılmıştır. Siz de metinden buna benzer somutlaştırma örnekleri bulup sınıfta paylaşınız. 4. Metinde Anadolu kadınları, köylüler ve köy çocukları ile ilgili hangi düşüncelere yer verilmiştir? 5. Metindeki ünlem ve soru cümleleri metnin dil ve anlatımını nasıl etkilemiştir? 6. Okuduğunuz metinde söylev türünün hangi özellikleri bulunmaktadır? 7. Hamdullah Suphi Tanrıöver, dönemin hangi fikir anlayışını okuduğunuz metne yansıtmıştır? Açıklayınız. 8. Metindeki anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yollarını belirleyerek aşağıdaki şemalara yazınız. Anlatım Biçimleri :…………………………………………………………… Düşünceyi Geliştirme Yolları:…………………………………………. 9. Metinde geçen “vak’a, mes’ut, şehid” gibi kelimelerin günümüzdeki yazılışlarının farklı olmasını neye bağlarsınız? 10. Okuduğunuz metindeki ana düşünceyi ve yardımcı düşünceleri belirleyip aşağıdaki şemalara yazınız. Ana Düşünce :…………………………………… Yardımcı Düşünceler:…………………………. 11. Metinde ortaya konulan bilgi ve yorum cümlelerine örnekler veriniz.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Bu metin, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Başkumandan Muharebesi’ni anlattığı bir söylevdir ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın önemli bir dönüm noktasını ele alır. Metin, o dönemin ruhunu ve milli mücadelenin önemini vurgular. Şimdi sizin için metindeki bazı sorulara cevaplar hazırladım:

  1. “Türk milletinin ruhu, bu harp meydanının kenarında şimdi el bağlamış duruyor.” ifadesi, Türk milletinin ruhunun savaş alanında saygıyla ve umutla beklediğini anlatır. “Hepimiz ona bakarak yol aldık.” cümlesi ise, zor zamanlarda bir rehber olarak görülen bir liderin (Gazi Mustafa Kemal Atatürk) izinden gidildiğini ifade eder.

  2. “Sevgili Gazi! Talihin en karanlık günlerinde, ismin bir çoban yıldızı olmuştu. Hepimiz ona bakarak yol aldık.” cümlesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün zor zamanlarda millete yol gösteren bir lider olduğunu belirtir. “Ufukların üstünde, yeni doğan bir güneşin aydınlattığı bir dağ başı gibi herkesten evvel ışığı alan esrarengiz başınla sen, yüksek bir fikirsin.” cümlesi ise, Atatürk’ün aydınlatıcı ve öncü bir düşünce olduğunu vurgular.

  3. Metinde somutlaştırma örnekleri olarak, savaşın ve mücadelenin kişiselleştirilmesi ve fikirlerin çarpışması gibi unsurlar kullanılmıştır. Bu, savaşın sadece fiziksel bir çatışma olmadığını, aynı zamanda fikirlerin ve ideolojilerin mücadelesi olduğunu gösterir.

  4. Anadolu kadınları, köylüler ve köy çocukları hakkında, onların cesaretini, fedakarlığını ve savaşta verilen mücadeledeki önemini vurgulayan düşüncelere yer verilmiştir.

  5. Metindeki ünlem ve soru cümleleri, metnin duygusal yoğunluğunu artırır ve okuyucunun dikkatini çeker. Bu cümleler, metnin anlatımını daha etkili ve vurgulu hale getirir.

  6. Söylev türünün özellikleri arasında, hitabet sanatının kullanılması, duygusal ve ikna edici bir dil, milli duyguları harekete geçirme ve toplumu birleştirme amacı bulunmaktadır.

  7. Hamdullah Suphi Tanrıöver, metinde milliyetçilik ve bağımsızlık fikir anlayışını yansıtmıştır. Bu, dönemin milli mücadele ruhunu ve bağımsızlık arzusunu gösterir.

  8. Anlatım Biçimleri: Betimleme, öyküleme, ikna edici anlatım. Düşünceyi Geliştirme Yolları: Örneklendirme, karşılaştırma, somutlaştırma.

  9. “Vak’a, mes’ut, şehid” gibi kelimelerin günümüzdeki yazılışlarının farklı olması, Türk Dil Kurumu’nun dildeki sadeleştirme çalışmaları ve imla kurallarındaki değişikliklere bağlanabilir.

  10. Ana Düşünce: Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki kararlılığı ve fedakarlığı. Yardımcı Düşünceler: Milli mücadelenin kahramanları, savaşın zorlukları, ulusal birlik ve beraberlik.

  11. Bilgi cümleleri: “Başkumandan muharebesi, bir gün içinde kaç muzafferiyetin vardır.” Yorum cümleleri: “Bu ceza, istikbal için bir derstir; Anadolu’ya ayak basmak isteyenlere, tarihin bir ihtarı halinde kalacaktır.”

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...