126 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde ♦ tarafından
Aşağıda Sabahattin Eyuboğlu’nun Zehir Yeşili adlı denemesinden bir parça verilmiştir. Eserin tamamını okuyarak eserle ilgili edindiğiniz bilgileri sınıfta paylaşınız.

“Şöyle bakıyorum şehre de yeşil yeşil bir şey geçiyor içimden. Su mu, çayırlık mı, orman mı? Değil.

Yeşil çay, zehir yeşili bir şey…”

Bir şehir, bir insan ve zehir yeşili bir şey. Şehir İstanbul şehri, insan, yeni Türk edebiyatında artık köşe sahibi olan Sait Faik, zehir yeşiline gelince… Belki edebiyatımızda beliren yeni bir duyuşun adıdır.

Mahalle Kahvesi’ni okumadınızsa zehir yeşili size şairane bir söz gibi gelebilir; pembe hülyalar, mavi rüyalar filân gibi. Gerçi bir duyuşu bu kadar keskin bir ışıkla aydınlatan sözü, bir anda bütün bir şehri kucaklayan sembolü bulmak için şair olmak lâzım. Sait Faik de hikâyeci olduğu kadar şairdir:

Yani insanları bildiği kadar, sözün imkânlarını da bilir. Ama zehir yeşili bir güzelyazı buluşu, bir manzaranın, bir hayalin edebî rengi değil, tersine bütün edebîliklerden, sahteliklerden kurtulmak isteyen insan düşüncesinin kendisidir. O kadar ki, edebîlikten soyunmuş edebiyata örnek isterse, Sait Faik’in bu Zehir Yeşili ile başlayan 3 sahifesi gösterilebilir. Bu sahifelerde, bir insanın kendi kendine söyleyebileceği bir şey edebiyata girmiştir.

Sabahattin EYUBOĞLU, Mavi ve Kara

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Sabahattin Eyuboğlu’nun “Zehir Yeşili” adlı denemesi, edebiyatın ve yaratıcılığın doğasını, özellikle de Sait Faik’in eserlerini ele alır. Metin, İstanbul şehrinin ve Sait Faik’in yazdıklarının, edebiyatımızda yeni bir duyuşun, yeni bir algının ortaya çıkışını temsil ettiğini öne sürer. Eyuboğlu, Sait Faik’in hem hikâyeci hem de şair yönlerini vurgulayarak, onun insanları ve sözün imkanlarını ne kadar iyi bildiğini belirtir.

Denemede, “zehir yeşili” ifadesi, edebi süslemelerden ve yapaylıktan arındırılmış, gerçek insan düşüncesinin bir sembolü olarak sunulur. Eyuboğlu, Sait Faik’in bu ifadeyi kullanarak, edebiyatın sahteliklerinden soyunmuş halini ve insanın iç dünyasındaki samimi düşüncelerini edebiyata taşıdığını ifade eder. Bu, edebiyatın sadece dış dünyayı değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını da yansıtabileceği fikrini güçlendirir.

Eyuboğlu’nun dil ve anlatımı, konuyu derinlemesine ve düşündürücü bir şekilde işler. Metin, okuyucuya yazarın düşünce süreçlerini ve içsel yolculuğunu hissettiren bir anlatım tarzı sunar. Ayrıca, edebiyatın ve sanatın, insanın iç dünyasındaki duyguları ve düşünceleri ifade etme gücüne dikkat çeker.

Bu deneme, edebiyatın sadece estetik bir zevk olmadığını, aynı zamanda insanın kendini ifade etme ve anlam arayışının bir aracı olduğunu gösterir. Eyuboğlu, Sait Faik’in eserlerini, edebiyatın bu derin ve kişisel boyutunu keşfetmek için bir örnek olarak kullanır. “Zehir Yeşili” ifadesi, bu derinliği ve kişisel ifadeyi sembolize eder ve edebiyatın insan ruhunu nasıl yansıtabileceğini gösterir.


Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...