KARALAMA DEFTERİ
Şiiri sevdiğim kadar bir şeyi sevmem… Roman, hikâye okumaya, kendilerini edebiyatçılığa kaptırmayan kişilerin yazdıkları denemeleri okumaya da bayılırım, ama onlardan ne de olsa bıkılıyor.
Bir romanı isterse, Stendhal’in olsun, üst üste kaç kere okuyabilirsiniz. Anlattıklarını öğrendiniz mi,elbette kapatacaksınız. Diyeceksiniz ki: “Kitabı kapattıktan sonra da bütün o kişiler içimizde yaşamıyor mu? Düşlerimize karışmıyor mu? Bir yere gider, bir kimse ile konuşurken onlar da birdenbire önümüze çıkmıyor, yanımıza gelivermiyorlar mı?” Doğrudur, romanlardaki, hikâyelerdeki kişilerin öyle bir canlılıkları vardır. Ancak bir roman, bir hikâye kişilerinin öyle kitabın dışında yaşayabilme-
leri de, bir romanda, bir hikâyede öz ile şeklin birbirine kaynaşmadığını, ikisinin birbirinden ayrılabildiğini gösterir. Mısrada, şiirde ise özü şekilden ayrı olarak düşünemeyiz… Düşünenler yoktur demiyorum, var, ama ben onların şiiri gerçekten sevdiklerine, anladıklarına inanamıyorum.
Şiirde öz ile şekil birbirinden ayrılamayacağı içindir ki, odamıza astığımız bir resme yıllarca bakmaktan bıkmadığımız gibi, sevdiğimiz şiirleri, mısraları da boyuna söyleyebiliriz. Her söyleyişimizde de, bir dost yüzü gibi, bakmaya doyamayız.
Dün olduğu gibi bugün de yurdumuzda yaşlı, genç birçok şairler var. Yazık ki çoğu şiirde asıl bu erdemin aranması gerektiğini unutuyorlar. Şiirin, birtakım konular üzerinde söz söylemek olduğunu sanıyorlar. Bakıyorsunuz, duygularını, düşüncelerini anlatıyorlar, söylediklerinin size dokundu-
ğu da oluyor, yüreklerinin çarptığını işitiyorsunuz, yahut hoşa gidecek benzetişler buluyorlar, gülümsüyorsunuz. Ama o çarpan yürek de, sizi gülümseten o benzetişler de kitapların içinde kalıyor.
Ben asıl şiir diye kitaplardan çıkan, okuyanların bir daha dillerinden düşmeyecek kadar hayatlarına karışan, sözden kurulmuş şekillere derim. Bunun içindir ki şiirin konusuna da, eskisine yenisine bakmam, konuların dışında, eskiliğin yeniliğin dışında, bir daha parçalanMetne Dair mayacak bir söz bütünü olmuş, bir nesnenin varlığı gibi bir varlık edinmiş Türk edebiyatında de- şiirler, mısralar ararım. Bir şiirin özüyle şeklini birbirinden ayırabildim neme türü başlangıçta mi, şeklinden ayrı olarak özünü ya da özünden ayrı olarak şeklini düşü“Musahabe”, “Tecrübe-i nebildim mi bence artık o bir şiir değildir, doğru, değerli bir söz olabilir, o
Kalemiyye” gibi isimler- başka, ama bir şiir değildir.le bilinirdi.
Nurullah ATAÇ, Karalama Defteri İle Sözden Söze
METNİ ANLAMA VE ÇÖZÜMLEME
1. Okuduğunuz metinde geçen “Ben asıl şiir diye kitaplardan çıkan, okuyanların bir daha dillerinden düşmeyecek kadar hayatlarına karışan, sözden kurulmuş şekillere derim.” cümlesinde altı çizili kelime grubunun anlamını cümlenin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizi
TDK’nin Türkçe Sözlük’ünden kontrol ediniz.
2. Metinde yazarın şiirle ilgili düşünceleri hakkında bilgi veriniz.
3. Yazarın bu metinde geçen “Bir şiirin özü ile şeklini birbirinden ayırabildim mi, şeklinden ayrı olarak özünü, yahut özünden ayrı olarak şeklini düşünebildim mi bence artık o bir şiir değildir; doğru, değerli bir söz olabilir, o başka ama bir şiir değildir.” düşüncesine katılıyor musunuz? Nedenleriyle paylaşınız.
4. Okuduğunuz metnin yazıldığı dönemin dil ve anlatım özellikleri ile yazarın üslubu arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
5. Okuduğunuz metinde anlatım biçimlerinin ve düşünceyi geliştirme yollarının hangilerinden faydalanılmıştır?
6. Metin, deneme türünün hangi özelliklerini taşımaktadır? Metinden örneklerle açıklayınız.
7. Metindeki yardımcı düşüncelerden hareketle metnin ana düşüncesini belirtiniz.
8. Metnin teması ile türü arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Açıklayınız.
DIL BILGISI
1. Şiiri sevdiğim kadar bir şeyi sevmem… Roman, hikâye okumaya, kendilerini edebiyatçılığa kaptırmayan kişilerin yazdıkları denemeleri okumaya da bayılırım; ama onlardan ne de olsa bıkılıyor.
Bir romanı isterse Stendhal’in olsun, üst üste kaç kere okuyabilirsiniz. Anlattıklarını öğrendiniz mi, elbette kapatacaksınız. Ancak şiiri bıkmadan defalarca okuyabilir, her okuyuşunuzda da farklı duygulara yolculuk yapabilirsiniz.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünceyi aşağıya yazınız.
...............................................................................................................................................
2. Okuduğunuz metinden alınan aşağıdaki parçada, “ama” bağlacından önce noktalı virgül kullanılmıştır. Günümüzde ama, fakat, lakin gibi bağlaçlardan önce noktalı virgülün artık kullanılmamasını nasıl açıklarsınız?