100 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından
Aşağıda Albert Camus’nün Denemeler adlı eserinden bir parça verilmiştir. Bu parçayı okuyup Montaigne’nin okuduğunuz denemesi ile tema ve anlatım yönünden karşılaştırınız.

Ben kendi hesabıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu sanatı her şeyin üstüne koymuş da değilim. Tersine, onsuz edemeyişim, onun beni herkesle bir etmesi ve olduğumdan başka türlü olmaksızın herkesle bir düzeyde yaşatmasıdır. Sanat, benim için tek başına tadı çıkarılan bir şey değildir. Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır. Demek ki sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar; onu, en gündelik ve en evrensel gerçeğe bağlar. Ve çok kez, kendilerini başkalarından ayrı gördükleri için sanatı seçenler kısa bir zaman sonra anlarlar ki, sanatlarını ve başkalıklarını ancak herkesle benzerliklerini ortaya koyarak gösterebilirler. Sanatçı, kendini bu başkalarına gidip gelme ile yoğurur: Vazgeçemediği güzellik ve kopamadığı topluluk arasındadır. Onun için gerçek sanatçılar hiçbir şeyi küçük görmezler; yargılamaya değil, anlamaya çalışırlar.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Albert Camus’nün “Denemeler” adlı eserinden bu parça, sanatın ve sanatçının toplumla ilişkisini ele alıyor. Camus, sanatın bireysel bir tatmin aracı olmanın ötesinde, insanları ortak duygular etrafında birleştiren bir araç olduğunu vurguluyor. Sanatın, sanatçıyı herkesle aynı düzeyde tuttuğunu ve onu evrensel gerçeklere bağladığını ifade ediyor. Camus’ya göre, sanatçılar yargılamaktan ziyade anlamaya çalışmalı ve her şeyi kucaklamalıdır.

Montaigne’nin denemeleri ise, kişisel gözlemler ve düşünceler üzerine kuruludur ve genellikle yazarın kendi deneyimlerini, düşüncelerini ve felsefesini yansıtır. Montaigne, okuyucuya kendi iç dünyasına bir pencere açar ve genellikle insan doğası ve varoluş üzerine derinlemesine düşünmeye davet eder.

Tema açısından, her iki yazar da insan deneyimi ve varoluş üzerine odaklanır, ancak Camus daha çok sanatın toplumsal işlevine ve sanatçının toplum içindeki rolüne odaklanırken, Montaigne daha çok bireysel düşünce ve iç gözlem üzerine eğilir.

Anlatım yönünden, Camus’nün parçası, sanatın toplumla olan ilişkisini ve sanatçının sorumluluğunu vurgulayan daha didaktik bir ton taşır. Montaigne ise genellikle daha rahat ve sohbet tarzı bir anlatım kullanır, okuyucuyu kendi düşüncelerine ortak etmeye çalışır.

Her iki yazarın da eserleri, okuyucuları düşünmeye teşvik eden derin felsefi soruları ve düşünceleri tartışır, ancak farklı yönlerden ve farklı amaçlarla. Camus, sanatın toplumsal etkisini ve birleştirici gücünü vurgularken, Montaigne bireysel düşünce ve özgür iradenin önemini ön plana çıkarır. Her iki yaklaşım da, insan deneyiminin farklı yönlerini aydınlatmaya çalışır ve okuyucuya kendi hayatları üzerine düşünme fırsatı sunar.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...