Aşağıda, toplumcu gerçekçi anlayışla eserler veren sanatçıların romanlarından parçalar verilmiştir. Bu metinleri aşağıdaki şemada verilen başlıklar doğrultusunda karşılaştırınız.
Sarı Traktör
İdris susmuştu. Sessiz, sıkıntılı bir yolculuk başladı. Arif kendi içinde sinirlendi, uğraştı durdu. Kimseye belli etmeden kendini yiyordu. Tarlada pancar bitecek gibi değildi. Bu atlarla çabuk çabuk dönmek olanaksızdı. Babası hastaneden bir türlü çıkıp gelemiyordu. Traktör alamadıkları için köylü kendisiyle alay etmeye başlamıştı. Arif ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemez olmuştu.
Kimseyle konuşmak istemiyordu. Herkes kendisine alay ederek bakıyor gibi geliyordu ona. İstasyona yaklaşmışlardı. Mehmet Ağa boş traktörle döndü. Selam bile vermeden gürültüler içinde yanlarından hızla geçti.
Talip APAYDIN
Yılanların Öcü
Kahveci Nuri, “şekeri dışarda çay”ını getirir getirmez sağ elindeki tesbihi sol eline devirip bardağı kavradı Muhtar:
“Bu şeherlinin işleri de çok yaman canım!” diye söylendi. “Öteberi fiyetleri yükseldikçe bir akıl düşünüyor muhakkak: Bak, şimdi de çay bardaklarını güccülttü!..”
Nuri: “Bülbül yuvası derler buna ağam!” dedi. “Tiryakiler güccük bardaktan içer, usul böyledir!”
“Git ulan!” dedi Muhtar. “İçine tüküreyim böyle bülbül yuvasının! Şuna bak, teh, iş mi şu?..”
Köy Kurulunun birinci üyesi sol yanına oturmuştu:
“Zaman değişiyor Ağam! Biz de zamana uyduracaz kendimizi. Ulüemre itaat! demişler.
Her halde bu sözün bir hikmeti olsa gerek.
Şimdiki zamanda emir de şeherden geliyor. Sen de şehre uyacaksın. Güccük bardaktan mı iç dediler? İçeceksin. Heç içme derlerse, o da kabul, heç içmeyeceksin!”
Fakir BAYKURT