Bu cümle, başarının sadece dışsal bir kazanım olmadığını, aynı zamanda içsel bir tatmin durumu olduğunu vurgular. Gerçek mutluluk ve memnuniyetin, başarıdan önce geldiğini ve aslında başarının bu duyguların bir sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eder. Bu düşünce tarzı, pozitif psikolojinin temel prensiplerinden birini yansıtır: İçsel huzur ve mutluluk, dış dünyadaki başarıları belirleyen temel faktörlerdendir. Kişi eğer içsel olarak memnun ve mutluysa, bu durum onun dış dünyadaki işlerine de yansır ve onu başarıya götüren bir motivasyon kaynağı olur. Bu bakış açısı, başarının sadece maddi kazanımlar veya toplumsal statü ile ölçülmediğini, aynı zamanda bireyin kendi içsel tatmin duygusuyla da ilişkili olduğunu gösterir. Böylece, kişi kendi iç dünyasında barışık ve memnun olduğunda, bu durum doğal olarak dışarıya da yansır ve başarı olarak geri döner. Bu, bireyin hem kişisel hem de profesyonel yaşamında muvaffakiyetin sürdürülebilir olmasının anahtarlarından biridir.