Emile Durkheim’ın sosyolojik teorisine göre, birey ve toplum birbirleriyle iç içe geçmiş ve birbirlerini etkileyen yapılar olarak görülür. Durkheim, toplumun bireyin üzerinde bağımsız bir güç olarak var olduğunu ve bireyin davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını şekillendirdiğini savunur. Bu nedenle, bireyden tamamen bağımsız bir toplum veya toplumdan tamamen bağımsız bir birey düşüncesi Durkheim’ın görüşleriyle uyumlu değildir.
Durkheim’a göre toplum, bireylerin toplamından daha fazlasıdır ve kendi normları, değerleri ve kuralları ile bireyler üzerinde bir otorite oluşturur. Toplumun bu otoritesi, bireylerin iç dünyasından kaynaklanmaz; toplumun kendine özgü yapısı ve dinamikleri tarafından oluşturulur. Bireyler, toplumun bir parçası olarak doğar ve toplumun değerlerini, normlarını ve beklentilerini içselleştirirler. Bu süreçte, bireyler toplum tarafından şekillendirilirken, aynı zamanda toplumu da etkiler ve değiştirirler.
Bu karşılıklı etkileşim, bireyin toplumdan ve toplumun bireyden bağımsız olarak var olamayacağını gösterir. Bireyler toplumun birer üyesi olarak, toplumun yapısını ve işleyişini etkilerken; toplum da bireylerin düşünce, davranış ve duygularını etkileyerek onların sosyal varlıklarını şekillendirir. Dolayısıyla, birey ve toplum birbirlerine bağlı ve birbirlerini tamamlayan unsurlardır.