Verlaine’in “Şiir Sanatı” adlı eseri, sembolizm akımının temel özelliklerini yansıtan bir metindir. Sembolizm, doğrudan anlatımdan ziyade dolaylı ve çağrışımlı bir dil kullanarak, okuyucunun duyularına ve duygularına hitap eder. Bu şiirde de Verlaine, müziğin şiirdeki önemini vurgulayarak, kelimelerin ses ve ritimle nasıl bir uyum içinde olması gerektiğini anlatır. Şiirdeki “musiki” vurgusu, sembolist şairlerin, anlamın ötesinde, sesin ve ritmin estetik değerine verdikleri önemi gösterir.
Şiirde geçen “Ara-rengin peşindeyiz çünkü biz; Rengin değil, ara-rengin sadece” mısraları, sembolistlerin belirgin ve keskin çizgilerden kaçınarak, daha çok ara tonları ve nüansları tercih ettiklerini ifade eder. Bu, sembolizmin, belirsizliği ve çok anlamlılığı benimseyen bir sanat anlayışına sahip olduğunu gösterir.
Verlaine’in “Öyle hem seçik olsun, hem kapalı” ifadesi ise, sembolist şiirin, açık ve net bir anlamdan ziyade, okuyucunun kendi yorumlarını ve anlamlarını katmasına olanak tanıyan bir yapıya sahip olduğunu belirtir. Bu, sembolizmin, okuyucunun kişisel deneyimlerine ve hayal gücüne dayalı bir etkileşim kurmayı amaçladığını gösterir.
Son olarak, şiirdeki “Nükte belâsından kurtulmaya bak; Acı zeka, sulu gülüş neyine?” gibi ifadeler, sembolistlerin, zekanın ve mizahın aşırı kullanımından kaçınarak, daha çok duygusal derinliği ve estetik zevki ön plana çıkardıklarını vurgular. Sembolizm, zihinsel keskinlikten ziyade, duyusal ve duygusal bir etki yaratmayı hedefler.
Bu özellikler, Verlaine’in şiirinde ve genel olarak sembolizm akımında görülen, dolaylı anlatım, ses ve ritim, belirsizlik, çok anlamlılık ve duygusal derinlik gibi unsurları öne çıkarır. Sembolizm, okuyucuya, şiirin yalnızca sözcüklerle değil, aynı zamanda sesler, renkler ve duygularla da bir deneyim sunar.