Madde 22 (Versay Antlaşması)
Son savaşın bir sonucu olarak daha önce kendilerini yöneten devletlerin egemenliğinden çıkmış olan ve modern dünyanın çetin koşulları altında henüz kendi başlarına ayakta duramayacak konumdaki halkların yaşadığı sömürgelere ve topraklara şu ilke uygulanmalıdır: (...)
Manda yönetiminin karakteri ilgili halkın gelişim evresine, yaşanan toprağın konumuna, ekonomik koşullarına ve başka benzer durumlara göre farklılık göstermek zorundadır. (...)
Orta Afrika halkları topraklarında asayiş ve ahlak düzeni korunacak, din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaktır. Köle ticareti, silah ve içki kaçakçılığı gibi suistimaller yasaklanacaktır. Kolluk hizmetleri dışındaki tahkimatların, askerî üs ve deniz üslerinin kurulmasının ve yerli halka askerî eğitim verilmesinin önlenmesi mandater ülkenin güvencesi altına alınacaktır. Aynı zamanda Milletler Cemiyetinin diğer üyelerine ticaret ve alışveriş için eşit fırsatları sağlayacak koşullar oluşturulacak ve tüm bu çerçevede ilgili toprağın idaresinden mandater ülke sorumlu olacaktır.
Güneybatı Afrika ve Güney Pasifik Adaları’nın belli bir kısmında seyrek nüfuslu, yüzölçümü bakımından küçük, uygarlık merkezlerinden uzak veya mandater ülkeyle coğrafi bakımdan bitişik birtakım topraklar vardır. Bunlar için en iyi yol, yerli ahalinin çıkarları lehinde, yukarıda belirtilen teminatlara da uyularak mandater ülkeye ait toprakların ayrılmaz parçaları olmaları ve mandater ülkenin yasaları çerçevesinde idare edilmeleri olabilir.
Georges Langlois, 20. Yüzyıl Tarihi, s.117
Metinden yararlanarak aşağıdaki soruyu cevaplayınız.
Gerçekte bir sömürü düzeni olan mandacılığın Milletler Cemiyeti tarafından bu şekilde tanımlanmasının amacı ne olabilir?