55 kez görüntülendi
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi kategorisinde tarafından
Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşik Devletler, iç kenar hilal üzerindeki coğrafyayı kontrol altına almak amacıyla hava ve deniz hâkimiyet teorilerini uygulamaya koymuştur.

İç kenar hilal üzerinde asıl önemli coğrafya Orta Doğu’dur. Çünkü sahip olduğu enerji kaynaklarının yanında Hazar Havzası’nda bulunan enerji kaynaklarını kontrol etmek açısından da Orta Doğu, Amerika için çok önemlidir. Birleşik Devletler, özellikle bu coğrafyaya ulaşmak için Avrupa, Türkiye ve Orta Doğu’da deniz, hava ve kara üsleri bulundurmaktadır. Amerika’nın 50 ülkedeki kara, deniz ve hava üssü sayısı 730’dur. Bu üslerde son derece gelişmiş savaş gemileri, savaş uçakları ve uzun uçuşlara imkân sağlayan hava tanker uçakları konuşlandırılmıştır.

Sonuç olarak yalnız bir kuvveti esas alan görüşü teori olarak kabullenmek mümkün değildir. Her üç kuvvet birbirinin tamamlayıcısıdır. Dünya hâkimiyetini kurmak isteyen bir gücün salt kara veya deniz ya da hava gücüyle bunu gerçekleştirmesi mümkün görünmemektedir.

Bu, ancak üç kuvvet arasında sağlanabilecek etkin koordinasyonla mümkündür.

Doç. Dr. İsmail Hakkı İşcan, Uluslararası İlişkilerde Klasik Jeopolitik Teoriler ve Çağdaş Yansımaları, Uİ,

Cilt 1, Sayı 2’den düzenlenmiştir.

Yukarıdaki metni değerlendirerek hâkimiyet teorileri ile ABD politikalarının ilişkisini tartışınız.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD’nin hâkimiyet teorileri ve politikalarının ilişkisi, özellikle jeopolitik stratejiler ve enerji kaynaklarının kontrolü açısından önemli bir yer tutmaktadır. ABD’nin hava ve deniz hâkimiyet teorilerini uygulamaya koyması, iç kenar hilal olarak adlandırılan ve stratejik öneme sahip Orta Doğu coğrafyasını kontrol altına almayı hedeflemiştir. Bu bölge, enerji kaynakları bakımından zengin olduğu kadar, Hazar Havzası’ndaki enerji kaynaklarını kontrol etmek için de kritik bir konumdadır.

ABD’nin Orta Doğu’daki politikaları, enerji kaynaklarının güvenli ve istikrarlı bir şekilde dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağlamak amacıyla şekillenmiştir. Bu politikalar, aynı zamanda bölgedeki askeri varlığın güçlendirilmesini ve bölge üzerindeki Amerikan nüfuzunun artırılmasını da içermektedir. ABD’nin bölgede bulundurduğu 730 kara, deniz ve hava üssü, bu stratejinin bir parçası olarak görülebilir ve bu üslerde konuşlandırılan gelişmiş savaş gemileri, savaş uçakları ve hava tanker uçakları, ABD’nin bölgedeki askeri hâkimiyetini pekiştirmektedir.

ABD’nin hâkimiyet teorileri, kara, deniz ve hava güçlerinin birbirini tamamlayıcı olduğu ve dünya hâkimiyetinin ancak bu üç kuvvet arasındaki etkin koordinasyonla mümkün olabileceği fikrine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, ABD’nin küresel bir güç olarak konumunu koruması ve dünya siyasetinde etkili olabilmesi için çok yönlü bir strateji izlemesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. ABD’nin bu politikaları, aynı zamanda bölgedeki diğer güçlerle olan ilişkilerini ve rekabetini de şekillendirmekte, böylece küresel güç dengeleri üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır.

Sonuç olarak, ABD’nin hâkimiyet teorileri ve Orta Doğu politikaları, enerji kaynaklarının kontrolü, askeri varlık ve stratejik nüfuz açısından birbiriyle sıkı bir şekilde ilişkilidir. Bu politikalar, ABD’nin küresel çıkarlarını koruma ve dünya siyasetindeki liderliğini sürdürme hedefleri doğrultusunda şekillenmiştir.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...