Hikâyeler
Nâbizâde Nâzım dokuz hikâye yayımlamıştır. Bunların çoğu 30-50 sahife arasında olup “uzun hikâye” özelliği göstermektedir. Yazar, “Yadigârlarım, Haspa ve Kara Bibik” hikâyelerinin başlarına koyduğu kısa ön sözlerde hikâye ile roman üzerine bilgi vermiş, o arada kendi tutumunu anlatmıştır.
Hikâyelerinin başlıca özellikleri şunlardır:
Yalnız vakayı anlatmaya önem vermiş, kişilerin tutkuları üzerinde durmamıştır. Yazar, hikâye üzerine görüşlerini şöyle anlatmıştır:
“Hikâye vakanın sadece nakil ve rivayetinden ibarettir. Tafsilata tahammülü yoktur. Âdeta hikâye bir romanın hülâsası demektir. İnfiâlât-ı şedideye de (şiddetli tutkulara) tahammülü yoktur. Ne söyleyecekse birkaç sahife içinde söylenip bitirilivermelidir. Fakat her hülâsâda olduğu gibi bunda da marifet vukuatın canlı noktalarını tefrik ve intihâbdadır.”
Kendi çağındaki okuyucuların isteklerini göz önünde bulundurarak masal havasına yaklaşan olağanüstü olayları bir yana bırakmış; konularını günlük olaylardan seçmeğe yönelmiştir. Bunu kendisi şöyle anlatıyor:
“Bu yakınlarda halkımız tabiliğe, sadeliğe ziyadesiyle ehemmiyet veriyor. Öyle esâtiri şeyler artık lezzetle okunmuyor.”
Daha 1886’da bu görüşe ulaşan yazar; dört yıl sonra yazdığı Kara Bibik hikâyesiyle açıkça realizme yönelmiş, “insanlık olaylarını yalnız insanlık açısından incelemek, bir insan ne gibi duygulara ve davranışlara kabiliyetli ise ona o duyguları ve davranışları mal edip işi tabii sınırından çıkarmamak”, “olaylara renkli gözlüklerle bakmamak”, “âdetlerin ve tabiatın dışına çıkmayıp mâkul olmak” ve yazar olarak “olaylara kendi duygu ve düşüncelerini katmamak” gerektiği görüşüne ulaşmıştır.
Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman
1. Okuduğunuz bu metni anlamakta zorluk çektiniz mi? Gerekçeleriyle açıklayınız.
2. Bir eseri “lezzetle okumak” için sizce neler gerekmektedir?