53 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından

Aşağıdaki metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız.

(Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)

Türk Romanı ve Batılılaşma Sorunsalı

Biliyoruz ki bizde roman, Batı’da olduğu gibi feodaliteden kapitalizme geçiş döneminde burjuva sınıfının doğuşu ve bireyciliğin gelişimi sırasında tarihsel, toplumsal ve ekonomik koşulların etkisi altında yavaş yavaş gelişen bir anlatı türü olarak çıkmadı ortaya. Batı romanından çeviriler ve taklitlerle başladı; yani Batılılaşmanın bir parçası olarak, Şemsettin Sami, Namık Kemal, Ahmet Mithat gibi, romanı ilk deneyen yazarlarımızın edebiyat ve roman ile ilgili yazılarını okuyacak olursak görürüz ki Avrupa edebiyatını ve romanını ileri bir uygarlığın işareti, kendi edebiyatımızı ve özellikle anlatı türündeki yapıtlarımızı da geriliğin bir işareti sayarlar. Batı uygarlığını yalnızca sanayi ve teknikte bir ilerleme olarak görmüyor, ‘maarif ’i ve edebiyatı ile bir bütün olduğuna inanıyorlardı. Şemsettin Sami “Şiir ve Edebiyattaki Teceddüt-i Ahirimiz” adlı yazısının bir yerinde, Avrupa dillerini bilenlerin, “Shakespeare’in (Şekspir), Moliere’in (Molyer), Racine’in (Rasin), Schiller’in (Şilır), Goethe’nin (Göte), Alferi’nin (Alferi) manzumelerini okuduktan sonra, leyleklerin Mecnun’un başında yuva yapmasından, Leylâ’nın ay ile mükâlemesinden, Ferhad’ın dağları yarmasından bahseden kaba ve çocukça hikâyeleri” yazmaya tenezzül edemeyeceğini söyler ve az aşağıda ekler: Bugün, “Mecnun’un etrafında toplanmış kurt ile kuzu, arslan ile ceylan gibi muhtelif hayvanların ortasında oturup onlarla lakırdı ettiğini veya Leylâ’nın mumla konuştuğunu bir ufak çocuk bile severek ve beğenerek okuyamaz.”

Görülüyor ki Şemsettin Sami böyle inanılmayacak şeyler anlatan yapıtlarımızı kaba ve çocukça bulduğu için uygar ve aydın kişilerin okumayacağı kanısında. Namık Kemal de Mukaddime-i Celâl’de, anlatı türündeki eski yapıtlarımıza aynı nedenden ötürü saldırır. Gerçi İbret-nümâ gibi, Muhayyelat gibi, Aslı ile Kerem, Ferhad ile Şirin gibi birtakım hikâyelerimiz olduğunu kabul eder ama bunları romandan farklı ve aşağı bulur, çünkü roman gerçek bir olayı değilse de olabilecek bir olayı anlatır.

“Halbuki, bizim hikâyeler tılsım ile define bulmak, bir yerde denize batıp müellifin (yazarın) hokkasından çıkmak, âh ile yanmak, külüng (taşçı kazması) ile dağ yarmak gibi, bütün bütün tabiat ve hakikatin haricinde birer mevzu’amüstenid (dayandırılmış) (...) olduğu için roman değil kocakarı masalı nev’indendir. Hüsn ü Aşk ve Leylâ ile Mecnun kabilinden olan manzumeler de gerek mevzularına gerek suret-i tahrirlerine nazaran (yanlış tarzlarına gere) birer tasavvuf risâlesidir.” Namık Kemal bizim hikâyelerimizi uygar çağa layık görmez; buna karşılık Avrupa’da Walter (Voltır) Scott (Sıkod), Charles Dickens (Çarls Dikıns), Victor Hugo (Viktor Hügo) ve Alexandre Dumas (Alekzandır Duma) gibi yazarların yapıtlarını “şu asr-ı medeniyete medâr-ı mübâhât” (övünme nedeni) olacak değerde bulur.

Ahmet Mithat’ın da Avrupa romanına ne kadar hayran olduğunu biliyoruz. Demek oluyor ki bu yazarlarımıza göre eski hikâye türünden romana geçiş; hayalcilikten akılcılığa, çocukluktan olgunluğa, kısacası ilkellikten uygarlığa geçişti. Batı’dan uygarlaşmanın bir gereği olarak aldığımız bu roman türü, daha sonra göreceğimiz gibi, aynı zamanda bizi uygarlığa götürecek araçlardan biri olarak kullanılacaktır.

1. Hayalî olayları anlatan metinler mi yoksa gerçeklikten yola çıkılarak yazılmış metinler mi ilginizi çeker? Açıklayınız.

2. Sizce gelişmiş bir toplum olmanın ölçütleri nelerdir?

3. Metinde eski hikâye türünden romana geçiş çocukluktan olgunluğa geçiş olarak ifade edilmiştir. Sizce çocukluktan olgunluğa geçişin göstergeleri nelerdir?

4. İlk romanlarımız için kullanılan Çocukluktan olgunluğa geçişti. sözü ne anlamda kullanılmış olabilir?

5. Halk hikâyelerinde yer alan olağanüstü olayların anlatıldığı metinler ile roman türünde karşınıza çıkan gerçekten yola çıkılarak kurgulanmış olay örgüsü birbirinin karşıtı olabilir mi? Açıklayınız.

1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

1. Hayalî Olayları Anlatan Metinler mi Yoksa Gerçeklikten Yola Çıkılarak Yazılmış Metinler mi İlginizi Çeker? Açıklayınız.

Bu soruya verilen yanıt kişisel tercihlere bağlıdır, ancak her iki türün de kendine has özellikleri ve avantajları vardır.

  • Hayalî Olayları Anlatan Metinler: Bu tür metinler, yaratıcı ve fantastik dünyalar sunar. Okuyucular bu metinlerde sıradışı olaylar, karakterler ve mekânlar bulabilirler. Hayal gücünü genişletir, eğlendirir ve bazen gerçeklikten kaçış sağlar. Özellikle masallar, efsaneler ve fantastik romanlar bu tür metinlerdir.

  • Gerçeklikten Yola Çıkılarak Yazılmış Metinler: Bu metinler, gerçek hayatın olaylarına ve insan deneyimlerine odaklanır. Toplumsal ve bireysel meseleleri ele alır, okuyucuların kendilerini ve çevrelerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Gerçekçi romanlar ve biyografiler bu tür metinlerdendir.

İlgi kişisel eğilimlere göre değişebilir. Bazı kişiler gerçekçi metinleri, toplumsal ve bireysel konuları ele aldığı için tercih edebilirken, diğerleri hayal gücünü besleyen ve sıradışı dünyaları keşfetmeye olanak tanıyan hayalî metinleri daha ilgi çekici bulabilir.

2. Gelişmiş Bir Toplum Olmanın Ölçütleri Nelerdir?

Gelişmiş bir toplum olmanın ölçütleri çeşitli alanlarda değerlendirilebilir:

  • Ekonomik Gelişmişlik: Yüksek yaşam standartları, güçlü bir ekonomi, düşük işsizlik oranları, ve ekonomik fırsatlar.
  • Eğitim: Eğitim sisteminin kalitesi, herkesin eğitime erişim imkânı, yüksek okuryazarlık oranı.
  • Sağlık: Sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği ve kalitesi, uzun ömür beklentisi, düşük hastalık oranları.
  • Sosyal Adalet: Toplumsal eşitlik, insan haklarına saygı, adil hukuk sistemi.
  • Teknolojik İlerleme: İleri teknolojilere erişim, yenilikçi ve verimli teknolojik çözümler.
  • Çevre Koruma: Çevre bilinci, sürdürülebilir kalkınma, doğal kaynakların korunması.
  • Kültürel ve Sanatsal Gelişim: Sanat ve kültürün desteklenmesi, kültürel çeşitliliğin teşvik edilmesi.

3. Metinde Eski Hikâye Türünden Romana Geçiş Çocukluktan Olgunluğa Geçiş Olarak İfade Edilmiştir. Sizce Çocukluktan Olgunluğa Geçişin Göstergeleri Nelerdir?

Çocukluktan olgunluğa geçişin göstergeleri şunlar olabilir:

  • Bilgi ve Deneyim Artışı: Daha fazla bilgi edinme, deneyim kazanma ve bu bilgileri uygulama yeteneği.
  • Düşünce Derinliği: Daha karmaşık ve derin düşünme, soyut düşünce yeteneğinin gelişmesi.
  • Sorumluluk Bilinci: Kişisel ve toplumsal sorumlulukların farkına varma ve bu sorumlulukları yerine getirme.
  • Duygusal Olgunluk: Duygusal kontrol, empati, ve ilişkilerde olgunluk.
  • Kritik Düşünme: Olayları ve durumları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirme yeteneği.
  • Realist Yaklaşım: Gerçekçi ve mantıklı düşünme, idealizmi aşma ve gerçeklerle yüzleşme.

4. İlk Romanlarımız İçin Kullanılan "Çocukluktan Olgunluğa Geçişti" Sözü Ne Anlamda Kullanılmış Olabilir?

Bu söz, ilk romanlarımızın edebi gelişim sürecini betimlemek için kullanılabilir. "Çocukluktan olgunluğa geçiş" ifadesi, Türk romanının erken dönemlerinin:

  • Edebi Teknikler ve Formlar: Başlangıçta daha basit ve hayal gücüne dayalı olan bu yapıtların zamanla daha olgun, kompleks ve gerçekçi formlara evrilmesini ifade eder.
  • Kültürel ve Toplumsal Temalar: İlk romanların daha çok hayal gücüne dayalı ve fantastik konulara odaklanırken, sonrasında toplumsal ve bireysel konuları daha derinlemesine ele alması.
  • Yazarların Olgunlaşması: Yazarların teknik ve anlatı tarzlarında gelişmeler göstermesi, daha deneyimli ve yetkin bir şekilde yazmaları.

Bu anlamda, roman türündeki bu evrim, edebi gelişim ve kültürel olgunlaşma sürecini temsil eder.

5. Halk Hikâyelerinde Yer Alan Olağanüstü Olayların Anlatıldığı Metinler ile Roman Türünde Karşınıza Çıkan Gerçekten Yola Çıkılarak Kurgulanmış Olay Örgüsü Birbirinin Karşıtı Olabilir mi? Açıklayınız.

Evet, halk hikâyelerinde yer alan olağanüstü olaylar ile gerçekçiliğe dayalı roman türündeki olay örgüsü genellikle birbirinin karşıtı olabilir:

  • Halk Hikâyeleri: Genellikle masal, efsane veya fantastik unsurlar içerir. Bu metinlerde doğaüstü olaylar, kahramanlıklar ve olağanüstü karakterler bulunur. Bu tür hikâyeler genellikle halkın kültürel ve mitolojik unsurlarını yansıtır.

  • Roman Türü: Gerçekçi romanlar ise olayları ve karakterleri daha gerçekçi bir biçimde tasvir eder. Bu türde, olaylar gerçek dünyada mümkün olan durumlarla sınırlıdır ve karakterlerin psikolojik derinlikleri ve sosyal durumları detaylı bir şekilde ele alınır.

Bu iki tür arasındaki fark, gerçeklik ve fantastik unsurlar arasındaki ayrımı ortaya koyar. Halk hikâyeleri, fantastik unsurlarla zenginleştirilmiş masalsı anlatımları içerirken, gerçekçi romanlar olayları ve karakterleri daha gerçekçi bir perspektiften ele alır. Bu yüzden, her iki türün anlatım tarzı ve içerik özellikleri açısından karşıtlıkları bulunabilir.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...