İbrahim suresi 34. ayetinin meali şöyledir: O, size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.
A'râf suresi 29. ayetinin meali ise şöyledir: De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin, kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla O'na yalvarın! İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.
İbrahim suresi 34. ayetinde Rabbimizin bize ne kadar geniş ve sınırsız imkanlar sunduğunu anlıyorum. Hayatta kalmamızı sağlayan su, hava, güneş gibi temel ihtiyaçlarımızın yanında sahip olduğumuz sağlık, akıl ve duygular da aslında hep bize verilen hediyelerdir. Ayette bu nimetleri tek tek saymaya kalksak bile rakamların yetmeyeceği, gücümüzün buna yetmeyeceği söyleniyor. İnsan doğası gereği bazen elindeki güzellikleri sıradan bir şeymiş gibi görüp alışıyor. Hastalanmadan sağlığın, susamadan suyun kıymetini bilemiyoruz. Ayetin sonunda insanın çok zalim ve nankör olduğunun söylenmesi de bu durumu çok iyi açıklıyor. İnsan sürekli şikayet etmeye meilli bir varlık olduğu için kendisine verilen bu kadar çok iyiliğe karşı teşekkür etmeyi yani şükretmeyi unutabiliyor. Bu ayet bize etrafımıza daha dikkatli bakıp sahip olduğumuz her şey için Allah'a minnettar olmamız gerektiğini hatırlatıyor.
A’râf suresi 29. ayetinde ise hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğine dair çok temel kurallar görüyorum. İlk olarak Allah'ın adaleti emrettiği belirtiliyor. Bu durum sadece mahkemedeki adalet değil günlük hayatımızda arkadaşlarımıza, ailemize ve hatta kendimize karşı adil olmamızı, haksızlıklardan uzak durmamızı gerektiriyor. Ayetin devamında ibadetlerimizi nasıl yapmamız gerektiği açıklanıyor. Dini içtenlikle Allah'a özgü kılmak demek ibadetleri, duaları veya yaptığımız iyilikleri başkaları görsün, bizi övsün diye değil sadece Allah istediği için yapmaktır. Buna samimiyet veya ihlas da deniyor. Ayetin bitiş kısmında ise yaratılışımıza ve hayatın sonuna dikkat çekiliyor. Bizi ilk defa yoktan var eden gücün öldükten sonra da bizi tekrar dirilteceği ve O'nun huzuruna döneceğimiz hatırlatılıyor. Bu da dünyada yaptığımız iyi veya kötü her şeyin bir karşılığı olacağını bilerek yaşamamız gerektiğini bizlere öğretiyor. İki ayeti birlikte değerlendirdiğimde hayatı dürüst, adil, samimi ve bize verilenlerin kıymetini bilerek yaşamamız gerektiğini çok net bir şekilde görebiliyorum.