Bu haritayı incelediğimizde Osmanlı Devleti döneminde İstanbul'da çok kültürlü ve farklı inançların bir arada olduğu zengin bir toplum yapısı bulunduğunu rahatlıkla görebiliriz. Haritanın sağ alt köşesindeki açıklama bölümüne baktığımızda cami, kilise ve sinagogların şehrin dört bir yanına yayıldığını fark ediyoruz. Bu durum şehirde Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin bir arada yaşadığını gösteriyor. Haritadaki sembollerin dağılımından Ermeniler, Rumlar ve Museviler gibi çeşitli grupların Fatih, Hasköy, Fener ve Üsküdar gibi farklı semtlerde yerleşik hayata katıldıklarını anlıyoruz. Özellikle Haliç çevresinde ve sur içine yakın bölgelerde farklı dinlere ait ibadethanelerin birbirine çok yakın konumlarda bulunması, insanların kendi inançlarını özgürce yaşayabildiğini ve toplumda büyük bir hoşgörü ortamının hakim olduğunu kanıtlıyor. İstanbul'un sadece tek bir millete veya tek bir dine ait bir şehir olmak yerine, farklı etnik kökenlerin ve kültürlerin iç içe geçerek oluşturduğu kozmopolit bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.