Türk Musikisi
Büyük efendinin (padişahın), vezirin, kaymakamın çalgıcıları hep aynıdır. Öncelikle hiçbir zaman tam bir melodinin çalınmadığı, sadece arada bir araya gelerek yüksek tonda sesler çıkartan trompetler vardır. Sonra bizim obuamıza benzeyen kaval ve onları çalan kavalcılar vardır, bunlar hiç ara vermeden çalarlar. Üçüncü olarak bizimkiler gibi ipli ve maden kaplı olmayan büyük davulları vardır. Davulcular davulun iki tarafına da vururlar. Sağ ellerindeki büyük bir sopayla uzun ve temel notalara sık sık ara verirler. Dördüncü olarak birbirinden ayrı sesler çıkaran çiftler hâlinde tencere veya tabak (ikisi de vardır) davullar olup aynı şekilde birbirine dayalı dururlar. Beşinci olarak ellerinde gevşekçe tutarak birbirlerine vurdukları bir ayak kadar uzunlukta iki pirinç tabak vardır.
Ateşbazlar ve Fişek Gösterileri Gece yarısı gibi raks ve diğer eğlenceler bittikten sonra çok hoşuma giden fişek gösterileri başladı. Her gece havai fişek gösterileri bittikten sonra bir saat ya da daha uzun süre pek çok şey daha oluyordu. Pistin her tarafından itfaiyeciler binlerce fişek atıyorlardı. Bilhassa son ama en güzel gece olan 28 Mayıs’ta (1675) dünyada görebileceğiniz en güzel havai fişekler atıldı.
İngiliz Din Adamı John Covel, Bir Papazın Osmanlı Günlüğü,
John Covel’in yazdıklarından hareketle İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatı hakkında hangi bilgilere ulaşılabilir?