Salomon Schweigger’in yazdıklarından anladığım kadarıyla dönemin düğünleri oldukça gösterişli ve toplumsal kurallara uygun bir şekilde gerçekleşmektedir. Düğünlerde hem gelin hem de damadın ailesi en güzel kıyafetlerini giyerek ve en değerli mücevherlerini takarak düğün evine gitmektedir. Kadınların genellikle arabalarla veya atla düğüne katılması, dönemin sosyal yapısını ve ulaşım araçlarını da bize göstermektedir. Düğün sırasında kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturmakta, bu da o dönemdeki geleneklerin ve toplumsal kuralların bir yansıması olarak dikkat çekmektedir.
Düğün sürecinde damadın dostları ve komşularıyla bir araya gelmesi, düğünün sadece iki kişinin değil, geniş bir topluluğun katılımıyla gerçekleştiğini göstermektedir. Gelinin çeyizinin damadın evine gönderilmesi, evlilikte maddi hazırlıkların önemli olduğunu göstermektedir. Damat, düğünün sonunda at üstünde gelini almak için gelir ve tüm misafirler ona eşlik eder. Bu, düğünün büyük bir tören havasında gerçekleştiğini ve toplum içinde önemli bir olay olarak kabul edildiğini gösterir. Gelinin ata bindiğinde kırmızı ipek perdelerle çevrelenmesi ise, onun korunması ve gizliliğin sağlanması açısından dikkat çekicidir.
Düğünlerde yemeklerin bol ve çeşitli olması, misafirlere verilen önemi gösterirken, özellikle pirinç yemeklerinin ön planda olması Osmanlı mutfağı hakkında da bilgi vermektedir. Kadınların kendilerine özgü müzik aletleriyle ritim tutması ve dans etmeleri de dönemin eğlence anlayışını yansıtmaktadır. Genel olarak bakıldığında, o dönemin düğünleri toplumsal geleneklere, sosyal statüye ve gösterişe büyük önem veren, kalabalık ve coşkulu etkinlikler olarak karşımıza çıkmaktadır.