Millî egemenlik ve saltanat kavramları, yönetim biçimleri açısından birbirinden oldukça farklıdır ve iki kavramın bir arada var olması mümkün değildir. Şimdi bu kavramların anlamlarını ve bir arada olup olamayacaklarını inceleyelim:
Millî Egemenlik
Millî egemenlik, egemenliğin (yani yönetme yetkisinin) bir kişiye veya zümreye değil, millete ait olduğunu ifade eder. Bu kavram, halkın kendi kendini yönetme hakkına sahip olduğunu ve yönetim yetkisinin seçimler yoluyla halk tarafından belirlenen temsilcilere verildiğini savunur. Millî egemenlik anlayışında, devletin temel ilkesi, halkın iradesine dayanmaktır.
Atatürk'ün öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda benimsenen bu ilke, halkın yönetime doğrudan katılımını ve devletin halk için, halk tarafından yönetilmesini sağlar. Yasama, yürütme ve yargı gibi devletin temel organları, halk adına işlev görür.
Saltanat
Saltanat ise, yönetim yetkisinin bir hanedana, genellikle padişah veya kral gibi tek bir kişiye verildiği monarşik bir yönetim biçimidir. Bu sistemde, egemenlik hakkı devredilemez bir şekilde tek bir aileye aittir ve yönetim yetkisi babadan oğula ya da hanedan içindeki diğer bir kişiye geçer. Halkın yönetime doğrudan katılımı yoktur, yönetim iradesi tek bir kişinin yetkisi altındadır.
Saltanat yönetiminde, padişahın veya kralın kararları halkın onayına sunulmaz, halkın seçme ve seçilme hakkı da yoktur. Yönetim genellikle keyfi ve mutlak bir biçimde yürütülür.
Millî Egemenlik ve Saltanat Bir Arada Olabilir mi?
Millî egemenlik ile saltanat bir arada olamaz, çünkü bu iki kavram yönetim yetkisinin kime ait olduğuna dair birbirine tamamen zıt fikirler öne sürer:
-
Millî egemenlik, yönetim yetkisinin millete ait olduğunu savunur; halkın seçtiği temsilciler tarafından yönetimin yürütülmesi gerektiğini öne sürer.
-
Saltanat ise yönetim yetkisinin hanedana ait olduğunu ve bu yetkinin kalıtsal olarak bir kişiden diğerine geçtiğini ifade eder.
Millî egemenlik, halkın iradesine ve demokrasiye dayalı bir sistemdir. Saltanat ise tek bir kişinin mutlak hakimiyeti üzerine kuruludur. Bu nedenle, bu iki yönetim biçimi bir arada var olamaz. Millî egemenlik, halkın kendi kendini yönetmesi demek olduğu için, bir kişi ya da zümrenin mutlak yönetimi olan saltanatla bir arada bulunması imkansızdır.
Türkiye'de Millî Egemenlik ve Saltanat
Türkiye’de 1920'li yıllarda yapılan devrimlerle, saltanat kaldırılmış ve millî egemenlik esasına dayanan Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu, halkın iradesinin devlet yönetimine yansıdığı ve tek bir kişinin mutlak hakimiyetine dayanan saltanat yönetiminin sona erdiği bir dönemi başlatmıştır. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması, Türkiye’nin millî egemenlik ilkesine dayalı bir yönetim sistemi olan cumhuriyete geçişinde önemli bir adımdır. Bu adım, Türk milletinin kendi geleceğini belirleme hakkını ve egemenliğini sağlamlaştırmıştır.
Bu nedenle, millî egemenlik ile saltanat yönetimi arasındaki çelişki, Türkiye’nin geleceğinde millî egemenlik ilkesinin benimsenmesiyle çözülmüştür.