Şiirle ilgili öğrendiklerinizi metinlerin üzerinde uygulamıştınız. Bu birikiminizden yararlanarak ve öğretmeninizden yardım alarak güzel şiirler yazabilirsiniz. Aşağıda verilen metni okuyunuz. Metinden hareketle şiir yazmayla ilgili çıkarımlarda bulununuz.
ŞİİRE VE ŞAİRE DAİR BAZI NOTLAR
(…)
Dünyada bulunan her şey şiire konu olabilmektedir. Fakat bu bizi aldatmamalıdır. Şiir dış âlemdeki objelerin bizzat kendisinde değil, onların insanda uyandırmış olduğu duygularda, düşüncelerde, daha doğrusu yazılan eserin yapısında ve üslubunda gizlidir. Eğer şiir, kaynaktan su fışkırır gibi hayattan kaynamış olsaydı, herkesin şair olması lazım gelirdi. Tabiat, eşya ve insanlar, ruhumuzda birtakım intibalar meydana getirirler. Bunlar çeşitli duygu ve heyecanlar hâlinde tezahür eder. İşte biz bu duygu ve heyecanlarımızı, şiirin kendisine has o büyülü aynasında dile gelmiş görürüz. Bu dile gelişte bizi saran ve etkileyen bir ahenk ve musiki vardır çünkü şiir aynı zamanda bir nağmedir. Güzel şiirleri okur veya dinlerken elem ve kederlerimizden uzaklaşıp
bir başka âleme dalıp gitmemizin sebebi budur. Duymasını ve duyurmasını bilen şair, bize görmediğimiz, bilmediğimiz, gezmediğimiz bahçelerin kapısını açan kimsedir. O, özel bir dil ile en güzel duyguların, aşkın, sevginin sırrına ermede rehberimiz olur. Biz, şiirin büyülü aynasında biraz da kendimizi görürüz. Duyup da söyleyemediklerimizin bir başka dil hâlinde o aynada ifadesini buluruz. Charles Baudelaire “Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği aramasıdır.” diyor. O hâlde şair, güzellikleri arayan ve bulan bir kimse olacak; her şeyde ideali, güzeli ve inceliği arayacaktır. Bunları duyacak, yaşayacak; sonra da duyurup yaşatacaktır.
(…)
Pascal, “Kalbin öyle sebepleri var ki akıl onları kavrayamaz.” der. Şiir kafadan çok gönle hitap eden bir sanat olduğuna göre bazı mesajları belki onun vasıtasıyla iletmek daha çok mümkündür. Şair de akıl ve mantık sahibi bir kimse olduğuna ve bir cemiyet içinde yaşadığına göre ortaya koyduğu ürünlerde elbet bu değerlerinin ışığı yansıyacaktır. Bu gayet tabiidir. Ancak her şeyden önce duygu ve gönül işi olduğunu kabul ettiğimiz şiirde, akıl ve mantık ölçülerine mutlak uygunluğu her okuyan yahut dinleyenin aynı oranda anlayıp üzerinde birleşebileceği birtakım noktalar, fikir kırıntıları ve mesajlar aranmamalıdır.
(…)
Tanınmış Fransız sanatçısı Jean Cocteau “Bir şiirde önemli olan ne söylenendir, ne de söyleyiştir, ne manadır, ne de musiki. Başka bir şeydir; anlatılmaz.” demektedir.
Mesele, şiirdeki işte o “anlatılmaz” olanın sırrına varabilmektir. Bu sözü ile Cocteau, elbet kapalı ve karanlık şiiri savunuyor değildir. Şiir elbet kapalı ve anlaşılması güç saçmalıkların ifade vasıtası olamaz. Ama şiirin bir nesir parçası gibi bütün inceliklerine kadar kolayca anlaşılıvermesi, varlığını oluşturan, dokusuna renk ve şekil veren unsurların, taşıdığı büyünün hemencecik belirivermesi de beklenilmemelidir. Bu, şiir sanatının özüne ters düşer. Şiir, okuyanı veya dinleyeni biraz olsun düşündürmelidir ki okuyan veya dinleyen, onun gizli ve esrarlı dünyasında bir şeyler ararken elem ve kederlerinden bir nebze uzaklaşabilsin.
(…)
Şairin ilk işi dile saygı duymakla başlar. Çünkü şiir kelimelerle yazılır. Şairin, genel olarak da yazarın malzemesi dildir. Bir heykeltıraş nasıl eserini bir mermer parçasını yontarak meydana getiriyorsa yazar da eserini belirli bir dilde kelimeler seçerek meydana getirir. Musiki ile aynı kaynaktan beslenen şiir, elbet sadece güzel hayallerle, birtakım teşbihlerle yazılamaz. O, aynı zamanda bir dil, bir söz sanatıdır, dil içinde dil yaratma işidir.
(…)
Şiir bir nağmedir. Vezin ve lisan bu nağmeyi ifade etmek için ancak ve ancak bir alettir. Ama lüzumlu bir alettir. Çünkü şiir bir bütündür. İç ve dış yapısı tam bir uyum içinde bulunmalıdır. Şiir, şekil mükemmelliğine sahip oluşu ile de estetik bir mahiyet arz etmelidir. Yahya Kemal, şiiri vezinsiz, kafiyesiz yazmayı oyunun kurallarına aykırı bulur. Ona göre bir yumruklaşmanın spor sayılabilmesi için boksörlerin ringe çıkmaları nasıl gerekli ise bir sözün de şiir sayılabilmesi için birtakım kaidelere uygun olarak söylenmesi aynı şekilde gereklidir.
(…)
Şiir, kendini oluşturan unsurlara şu veya bu oranda muhtaç olan bir bütünlüğün, bir mükemmeliyetin ifadesidir. İnsan nasıl tek bir organdan ibaret değilse şiir de tek bir motiften ibaret değildir. Şiir organik bir bütünlükle şekil ve ruh uyumu içinde tam bir mükemmeliyet imajı vermelidir. Şiir bir mükemmeliyetle başlamalı, aynı mükemmeliyetle devam etmeli ve aynı mükemmeliyetle bitmelidir.
Duygu, şiirin en asli unsurudur. Hatta İtalyan estetikçisi Benedetto Croce’ye göre şiir, duygunun dilidir. Yahya Kemal de şiiri kalpten geçen bir hadisenin lisan hâlinde tecelli edişi, hissin (duygunun) birden lisan oluşu ve lisan hâlinde kalışı şeklinde tarif eder. Ünlü İngiliz sanatçısı T. S. Eliot’a göre de en felsefi sanat dalı olan şiirin ham maddesi duygudur. Ancak o, şiirde ifade bulan bu duygunun şahsi olmaması, estetik veya objektif bir duyguya dönüştürülmesini de ister. Bunun için de şairin kendi şahsiyetinden kaçarak dimağını bütün bir medeniyetin değerlerini ifade eden kolektif bir şuura yani geleneğe teslim etmesi gerektiğini söyler.
(…)
Netice olarak diyebiliriz ki şiirde estetik bütünlük, belirli bir şeklin (form) çerçevesine sıkıca bağlı olarak ortaya çıkar. Tuğla, çimento, demir, kum, boya vb. mahir ellerde işlenerek ortaya güzel bir bina, bir mimari eser konulur. Bu binanın nihai şekli önceden bilinir, planı ve projesi ona göre çizilir. Bina bitirilip boyandıktan sonra kullanılan malzeme yok olurken gözleri kamaştıran bir bina göklere yükselir. Şiirde de durum aynıdır. Duygu, fikir, hayal ve dil gibi unsurları ustaca kullanan şair, onlardan estetik bir güzelliğe, coşkun bir lirizme sahip olan şiiri meydana getirir. Şiir, mükemmel bir yapıdır, bir bütündür. Onun taşıdığı diğer bütün güzelliklere bu mükemmel yapının kapısından girilip merdivenlerinden çıkılarak erişilebilinir.