Aşağıdaki metni okuyunuz, metnin altındaki soruları cevaplayınız.
“1942’de biraz nefes alan bütçe yeniden büyük açıklar vermeye başlıyordu. Gerileyen üretim, giderek daralan ithalat... Ve hepsinin üstünde sınırlardaki bir milyonluk orduya yiyecek, giyecek sağlamakta çekilen güçlük...
(...) ben Eskişehir-Bilecik bölgesinde Toprak Mahsulleri Vergisi uygulamalarının denetlenmesiyle görevlendirildim. Görevliler tarlaları dolaşıp bunların ne kadar ürün vereceklerini ve belli bir yüzdesi olarak alınacak vergi payını hesaplıyorlardı. Ben de bu uygulamayı denetleyecektim. Ama büyük sorunlar vardı. Üreticinin teslim etmek için getirdiği buğdayın konulacağı depolar yoktu. Camilere doldurulan hububat çürüyor, toprakların üstüne dökülen buğdaylar çimleniyordu.
Türkiye savaşın dışında kalmaya çalışıyordu. Bunun bedelini de ödemesi gerekliydi ama dağların, tepelerin ıssız ovaların gerisinde, kendi içlerine kapanık yaşayan kırsal kesim halkından bu gerçeğin bilincinde olmaları beklenemezdi. Onların çocukları askerde idi. Köyde çalışacak insan kalmamıştı. Gaz, tuz bulunmuyordu.” (Cahit Kayra, 38 Kuşağı, s.119-120.)
“Bizim bu çetin savaş dışında kalabilmiş olmamızın sağladığı faydalar başında şüphesiz, can kaybından ve yıkımdan korunmuş olmamız gelir. Fakat bu başarı, elde silah milletçe daima savaşa hazır olarak yaşamamızla sağlanabilmiştir. Bu da tabiatıyla mali sıkıntılarla milletimizi karşı karşıya bırakmıştır. Mesela üretici olarak yaşayan birçok vatandaş silahaltına alındığı için çalışarak bir şey üretemediklerinden başka ayrıca kendilerini de beslemek mecburiyeti ortaya çıkmıştır. Öte taraftan memlekette beliren mal azlığı fiyatları devamlı surette yükseltmiş ve bundan da bilhassa dar ve sabit gelirli vatandaşlar büyük geçim sıkıntısı çekmiştir.” (Hilmi Uran, Meşrutiyet, Tek Parti, Çok Parti Hatıralarım (1908-1950), s.313-314.)
1. Savaş yıllarında Türkiye’nin ekonomisi nasıldır? Açıklayınız.
2. Halk hangi sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır?