İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye, dış politika ilkeleri doğrultusunda dikkatli ve dengeli bir tutum sergilemiştir. Bu dönemde izlediği politikalar, başta bağımsızlık ve barışçıl çözüm arayışı olmak üzere, birkaç temel ilkeye dayanıyordu.
1. Tarafsızlık: Türkiye, savaşın başından itibaren tarafsızlık ilkesini benimsemiş ve savaşa katılmaktan kaçınmıştır. Hem Batı hem de Sovyetler Birliği ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışarak, savaşın etkilerinden mümkün olduğunca uzak kalmaya özen göstermiştir. Bu, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını savunma ve dış tehditlere karşı savunmasız kalmama amacıyla aldığı bir karardı.
2. Sadık Dostluk Politikası: Türkiye, Sovyetler Birliği ve Almanya gibi büyük güçlerin karşılıklı çıkarlarını gözeterek dikkatli bir dış politika izledi. Bununla birlikte, Sovyetler Birliği'nin tehditkar tutumu ve toprak talepleri nedeniyle, Batı dünyasıyla yakınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte Türkiye, ABD ve İngiltere ile yakın işbirliği geliştirmiştir.
3. Savunma ve Güvenlik İlkesine Bağlılık: Türkiye, savaşın ilerleyen yıllarında güvenlik endişeleriyle hareket etmiş ve sınırlarını korumak için savunma güçlerini artırmıştır. Özellikle Sovyetler Birliği'nin bölgedeki artan etkisi ve tehditleri karşısında, güvenlik önlemleri almaya yönelik politikalar izlemiştir.
4. Barışçıl Çözüm ve Diplomasi: Türkiye, savaşa katılmamakla birlikte, savaşın sonunda barışçıl bir çözüm sürecine katkı sağlamayı amaçlamıştır. Savaş sonrası dönemde uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için Birleşmiş Milletler gibi küresel kuruluşlarda aktif rol almak istemiştir.
5. Ekonomik ve Askeri Yardımlar: Türkiye, savaş boyunca ekonomik olarak zor bir dönem geçirmiş ve bu dönemde dış yardımlar alarak ekonomisini güçlendirmeye çalışmıştır. ABD'nin Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye sağlanan ekonomik yardımlar bu dönemde önemlidir.
Sonuç olarak, Türkiye İkinci Dünya Savaşı sırasında dış politikada tarafsızlık, bağımsızlık, güvenlik ve diplomasi ilkelerine dayanarak dengeli bir tutum sergilemiş ve savaşın sonunda bu ilkelerle uluslararası alanda daha güçlü bir konum elde etmiştir.