İstanbul’un merkezini oluşturan görkemli çarşılar gezdik. Burası (Kapalıçarşı) çok sağlam biçimde taştan inşa edilmiş koskoca bir labirent ve sıcak günler için büyük bir sığınak. İnsan, özellikle kadın giysilerine ve şıpıdık terliklere, nakışlı ve lame kumaşlara, kaşmirlere, halılara; altın, gümüş ve sedef kakmalı mobilyalara, mücevherlere ve hepsinden fazla çarşının bedesten denilen bölümünde bir arada sergilenen pırıl pırıl silahlara hayran kalıyor. (...)
Her yanda bir insanın on parayla bütün gün karnını doyurmasını sağlayan aşçılar, meyve satıcıları, haşlanmış mısırlar, baklavalar... Seraskerlik Meydanı hepsinden daha görkemli. Sağından ve solundan iki caminin ve dip tarafı Harbiye Nezaretinin ışıklarıyla aydınlatılmış bu üçgen şeklindeki meydan, atlıların ve çeşitli alayların içinden geçtiği geniş bir yer. Birçok seyyar satıcının tezgâhları evlerinin önünü süslüyor ve bir düzine kahvehane çeşitli gösteri, cambaz ve Karagöz oyunu ilanlarıyla dikkat çekiyor.
Gerard de Nerval’ın yazdıklarından ve gravürden hareketle Kapalıçarşı’yla ilgili hangi bilgilere ulaşılabilir?