Kâfirun Suresi, Mekke döneminin erken safhalarında inmiş bir suredir. Bu sure, özellikle Mekke'deki müşriklerle yapılan diyaloglar ve müslümanların inançlarını savunmalarına dair önemli bir mesaj içerir. Kâfirun Suresi, Mekke'deki müşriklerin, Hz. Muhammed'e (S.A.V.) ve müslümanlara yönelik baskılarının arttığı bir dönemde inmiştir.
Bu sure, özellikle Hz. Muhammed'e, müşriklerin inançlarını kabul etmesi için çeşitli teklifler sundukları bir dönemde nazil olmuştur. Müşrikler, Hz. Muhammed'e dinlerinden taviz vermesi için baskı yapmış ve ona kendi inançlarına uyma konusunda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Onlar, "Sen bizim tanrılarımıza tap, biz de senin tanrına tapalım" gibi anlaşmalar teklif etmişlerdir.
Bu tekliflere karşılık olarak Kâfirun Suresi, Hz. Muhammed'e ve müslümanlara, onların tek tanrılı inançlarını savunarak bu tür tavizlerin kabul edilmemesi gerektiğini anlatan bir cevap olarak inmiştir. Sure, şirkten ve putperestlikten arınmış bir inanç sistemini savunur ve Müslümanların inançlarının katı bir şekilde korunması gerektiğini vurgular.
Kâfirun Suresi'nin "Lâkum dinukum veliyedin" ("Sizin dininiz size, benim dinim de banadır") ayeti, bu tavizlere karşı kesin bir reddediştir. Yani, Müslümanlar için din, taviz verilemeyecek kadar kutsaldır ve diğer inançlarla herhangi bir uzlaşmaya gitmek mümkün değildir.