89 kez görüntülendi
Türk Dili ve Edebiyatı kategorisinde tarafından

Solucan kendi işine devam ediyordu.

Armut ağacı topal karınca ile tohumun çekişmesini görmüştü. Ve içinde yeni bir umud uyanmıştı. Karınca bu işi başarabilirse ona güzel bir ziyafet verecek çok sevdiği armut ağacının özsuyundan bol bol içmesine müsaade edecekti. Artık tohumun son saati gelmişti. Bundan emindi. Karıncayı yuvarlamakla iyi bir iş yapmıştı.

Karıncanın dinlenerek güçlenmesine karşılık, tohum hiçbir şey elde edememişti. Üstelik son dakikala­rın verdiği korku ve umudsuzluk onu bitirmişti. Kendinden geçmişti. Yorgundu. Bitkindi. Toprağa kızıyordu. Güneşe kızıyordu. Yağmur ve yele kızıyordu. Bütün bunların bencilliği yanında yaşamanın hiç bir değeri kalmamıştı. Hele toprağın bu vurdum duymazlığı tohuma çok dokunmuştu. Topal karınca değil, uyuz bir pire bile kanadiyle dokunsa tohumu yerinden kaldırıp atabilirdi.

M. Necati SEPETÇİOĞLU, Menevşeler Ölmemeli

1. “Tohum ve Topal Karınca” adlı hikâyeden alınan bu parçayı, anlatıcıyı “tohum” olarak seçerek tekrar yazınız.


1 cevap

0 beğenilme 0 beğenilmeme
tarafından

Ben, küçük bir tohum. Hayatımı toprağın derinliklerinde, karanlık ve soğuk bir yerde geçiriyorum. Güneşin sıcaklığına, yağmurun tatlı dokunuşlarına hasretim ama kimse beni umursamıyor. Toprak, sert ve ilgisiz. Güneş, bir türlü bana ulaşamıyor. Yağmur ve yel ise beni görmezden geliyor. Bu umursamazlık, içimi öyle bir kararttı ki yaşamanın bir anlamı kalmadığını düşündüm.

Son zamanlarda topal bir karınca gelip beni yuvarlayıp duruyor. Küçücük haliyle benden daha kararlı görünüyor. Bense yorgunum, bitkinim ve artık gücüm kalmadı. O karınca dinlenip güç toplarken, ben her geçen dakika daha da zayıflıyorum. Toprağın beni bu şekilde yalnız bırakmasına çok kırgınım. Yaşamak için mücadele etmeye çalıştım ama şimdi... Şimdi kanadı kırık bir kuş bile gelip dokunsa beni yerimden kaldırabilir. Sonumun yaklaştığını hissediyorum. Bu mücadeleden galip çıkabilecek gücüm kalmadı.


Tohumun İç Sesleri:

"Solucan, buraya bakıp ne görüyor acaba? Ben, bu toprağa düştüğümden beri ne çektim! Yağmur beni ıslattı, güneş beni kavurdu, rüzgâr beni savurdu durdu. Ama en kötüsü o topal karıncaydı. Beni yuvarlayıp durdu. Ne anlamsız bir uğraş! Sanki dünyada başka iş yokmuş gibi. O sırada o armut ağacı, sanki benim çektiğim acılardan zevk alıyormuş gibi bana bakıyordu. ‘Karınca bu işi başarabilirse ona güzel bir ziyafet verecekmiş.’ Ne acı bir durum! Ben, bir canlının besini olmak için bu kadar mı çabaladım? Toprak beni taşımak yerine, beni bir oyuncak gibi kullandı. Güneş beni ısıtmak yerine beni kavurdu. Yağmur beni canlandırmak yerine beni çürüttü. Artık yaşamak istemiyorum. Ne anlamı var ki? Keşke hiç olmasaydım! O kadar güçsüzüm ki, bir pire bile beni buradan kurtarabilirdi. Ama kimse bana yardım etmek istemiyor. Bu dünya çok acımasız."

Bu yeni anlatımda dikkat edilen noktalar:

  • Bakış açısının değişmesi: Hikaye, tohumun duygularına ve düşüncelerine odaklanarak daha kişisel bir hale getirildi.
  • Duygusal yoğunluk: Tohumun yaşadığı çaresizlik, öfke, umutsuzluk gibi duygular daha belirgin hale getirildi.
  • İnsanlaştırma: Tohuma insanlara özgü duygular ve düşünceler atfedilerek, okuyucunun tohuma karşı empati kurması sağlandı.
  • Doğa ile çatışma: Tohumun doğa güçleriyle olan mücadelesi ve bu mücadelede yaşadığı hayal kırıklığı vurgulandı.

Onlineodev.com'a hoş geldiniz! Okul derslerinizdeki ödevleriniz ve anlamadığınız konular için aradığınız hızlı ve doğru cevapları burada bulabilirsiniz.

Türkiye Geneli Online Deneme Sınavlarına Katılın.

...