Nasıl Dua Etmeliyim?
Yılmaz’ın dedesi namaz kılıyor, Yılmaz da onunla birlikte yatıp kalkıyordu. Nihayet namaz bitti, tespihler çekildi ve dua faslı başladı. İhtiyar dede zarif ve temiz ellerini kaldırarak Allah’a (c.c.) yalvardı, hâline şükretti.
Yılmaz dedesinin bu hâline çok imrenmişti. Namaz ve duanın bitiminde dedesi kalkmaya hazırlanırken
önünde diz çökerek gayet samimi bir ses tonuyla yalvarmaya başladı:
– Ne olur dedeciğim, bana da dua etmeyi öğret. Ben de senin gibi elimi Allah’a (c.c.) açıp O’na şükredip yalvarayım. Ama ben dua etmesini bilmiyorum. Arapçadan hiç anlamıyorum. Bana biraz Arapça dua öğret ki ben de Allah’a (c.c.) dua edeyim.
Yılmaz’ın bu isteğine dedesi şöyle cevap verdi:
– Aferin benim oğluma, hah şöyle. Müslüman çocuğu dediğin böyle olur. Allah’ı (c.c.) anmak ve O’na yalvarmak insanın içinden gelmeli. Allah (c.c.) böyle çocukları çok sever. Buraya kadar çok hoşuma gitti. Ancak dua edebilmek için Arapça veya başka bir dil bilmeye gerek yok. Sen hangi dili konuşuyorsan o dilde Allah’a (c.c.) yalvar ve duanı yap. O, senin ne istediğini, hangi dilde söylersen söyle bilir. Anladın mı oğlum?
Aslında dua eden insanın, ne istediğini bilmesi gerek. Yani hangi dili biliyorsa o dille dua etmesi daha iyi olur. Yalnız dua etmeden önce, üstünü başını iyice temizle ve abdest al. Temiz ve sessiz bir yerde dua edersen daha güzel olur. Allah (c.c.) kendisine açılan elleri boş çevirmez.
(Rahmi Özer, Dinî ve Ahlaki Hikâyeler, s. 86-87.)
Hikâyeye göre dua ederken nelere dikkat etmeliyiz?