İlhan Berk'e göre şiirde anlam, kesin, belirgin ve sınırlı bir şekilde ele alınmamalıdır. Şiirin anlamı, tek bir doğrultuda okunup tüketilebilecek bir özellikte değil, çokanlamlılıkla zenginleşen, yorumlandıkça genişleyen bir yapıya sahip olmalıdır. Ona göre, şiir anlamı tamamen ortadan kaldırmaz; aksine, anlamı açıkça ortaya koymak yerine belirsizliği, farklı çağrışımları ve sınırsızlığı hedefler. Bu bağlamda, şiir tek bir anlamın esiri olmaktan kurtularak özgürleşir ve her okunuşunda yeni katmanlar sunar. İlhan Berk, anlamın doğası gereği kapanmaya ve sınırlanmaya meyilli olduğunu, ancak şiirin bu sınırlamaları aşarak çokanlamlılık ve sezgiyle kendine geldiğini vurgular.
Bu görüşe katılabiliriz, çünkü şiir, salt bir mesaj iletmekten çok daha fazlasıdır. Şiirin gücü, okuyucuda uyandırdığı duygu, sezgi ve imgelemle ortaya çıkar. Her birey, kendi birikimine ve duygusal durumuna göre şiiri farklı yorumlayabilir. Bu çokanlamlılık, şiiri zengin ve evrensel kılar. Ancak bazı durumlarda, belirgin bir anlamın da okuyucuya rehberlik edebileceğini düşünenler olabilir. Yine de İlhan Berk’in ifade ettiği gibi, şiirin esas büyüsü, anlamın sınırlarını aşarak okurun hayal gücünü harekete geçirme gücünde yatar. Bu, şiiri diğer edebi türlerden ayıran önemli bir özelliktir.